Dijital Yargı

Hukuk Platformu

ANA MENÜ

  • Dashboard

ARAÇLAR

  • Karar AraHybrid
  • Detaylı İçtihat
  • Dilekçe Üret
  • Mevzuat6 tür
  • DoktrinYakında

HESAP

  • Abonelik
  • Hesabım
Giriş YapÜcretsiz Dene
Anasayfa/İçtihat/Yargıtay/E. 2021/25531 · K. 2022/9049
Yargıtay4. Hukuk Dairesi

E. 2021/25531 K. 2022/9049

E. 2021/25531K. 2022/904920 Haziran 2022
tazminatbozma kararıkazanılmış hakmanevi tazminatmaddi tazminattazminat davasıel koymaiadekazanç kaybıbilirkişi raporu
PDF İndir
AI Özet yükleniyor...

Kısa Önizleme

Önizleme

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü: K A R A R Hükmüne uyulan bozma ilâmında özetle; terditli olarak hesaplama yapılan bilirkişi raporunda ilk olarak dava konusu araçların el koyma tarihi olan 27/08/1999 tarihi ile iade tarihi olan 25/03/2002 tarihleri arasındaki kazanç kaybının dosya kapsamına uygun olarak 86.976,50 TL olarak hesaplandığı, ikinci hesaplamada ise, araçların muhafaza altında kaldıkları süredeki kazanç kaybının, dava tarihindeki veriler esas alınarak hesaplandığı, mahkemece, dosya içeriğine ve somut olaya uygun olan ilk hesap sonucu yerine, dosya içeriğine ve hesaplama yöntemlerine uygun olmayan ve bilirkişi tarafından alternatif olarak sunulan 278.400,00 TL zarar...

Karar Metni

4. Hukuk Dairesi 2021/25531 E. , 2022/9049 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü: K A R A R Hükmüne uyulan bozma ilâmında özetle; terditli olarak hesaplama yapılan bilirkişi raporunda ilk olarak dava konusu araçların el koyma tarihi olan 27/08/1999 tarihi ile iade tarihi olan 25/03/2002 tarihleri arasındaki kazanç kaybının dosya kapsamına uygun olarak 86.976,50 TL olarak hesaplandığı, ikinci hesaplamada ise, araçların muhafaza altında kaldıkları süredeki kazanç kaybının, dava tarihindeki veriler esas alınarak hesaplandığı, mahkemece, dosya içeriğine ve somut olaya uygun olan ilk hesap sonucu yerine, dosya içeriğine ve hesaplama yöntemlerine uygun olmayan ve bilirkişi tarafından alternatif olarak sunulan 278.400,00 TL zarar olduğunu belirten ikinci hesabın hükme esas alınmasının doğru olmadığına ve davaya konu olay nedeniyle yapılan ceza yargılamasının aşamaları ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; elli beş sanıklı ceza dosyasında, sanıklar hakkında teşekkül halinde gümrük kaçakçılığı, toplu kaçakçılık ve mühür fekki suçlamalarıyla kamu davası açılması, Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında şirket yetkilileri ve araç sürücülerinin beyanları ve olayın gelişimi dikkate alınarak, oluşan şüpheli duruma istinaden mevzuat gereği araçlara el konulduğuna göre, zararın oluşmasında davacının müterafik (bölüşük) kusuru bulunduğundan hesaplanan tazminattan indirim yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğine değinilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; ilk hesaplama sonucuna göre belirlenen 86.976,50 TL maddi tazminat ve 3.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi olanağı bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan yerinde görülmeyen temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Usulî kazanılmış hak kurumu, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. 1086 sayılı HUMK'nun yürürlükte olduğu dönemde çıkarılan 09/05/1960 tarih, 1960/21 Esas, 1960/9 karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Ka...

Benzer Kararlar

Yargıtay4. Hukuk Dairesi

E. 2021/18908 · K. 2022/8592

13 Haziran 2022

Yargıtay4. Hukuk Dairesi

E. 2021/25524 · K. 2022/8674

13 Haziran 2022

Yargıtay4. Hukuk Dairesi

E. 2021/17975 · K. 2022/8594

13 Haziran 2022

Yargıtay4. Hukuk Dairesi

E. 2021/710 · K. 2022/8591

13 Haziran 2022

Yargıtay4. Hukuk Dairesi

E. 2021/23067 · K. 2022/8646

13 Haziran 2022

Yargıtay4. Hukuk Dairesi

E. 2021/26608 · K. 2022/9652

29 Haziran 2022