Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Mahkemenin verdiği karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; ''Mahkemece, her ne kadar Afyonkarahisar Kadastro Mahkemesinin 2010/3-9 E.K sayılı kararının eldeki davada kesin hüküm teşkil edeceğinden bahisle hüküm kurulmuş olsa da, öncelikle bilinmelidir ki; davanın açılmamış sayılması usûlî bir sona erme halidir. Usûlî sona erme halleri ile esasa ilişkin sona erme halleri aynı sonucu doğurmaz, bilhassa kesin hüküm etkisi bakımından mutlak bir farklılık söz konusudur. Bu nedenle, açılmamış sayılmasına kararının ilgili bulunduğu anlaşmazlık konusunda açılacak sonraki davanın dilekçesinde yer alacak davanın tür ve miktarını tayin...
8. Hukuk Dairesi 2021/9286 E. , 2022/6076 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Mahkemenin verdiği karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; ''Mahkemece, her ne kadar Afyonkarahisar Kadastro Mahkemesinin 2010/3-9 E.K sayılı kararının eldeki davada kesin hüküm teşkil edeceğinden bahisle hüküm kurulmuş olsa da, öncelikle bilinmelidir ki; davanın açılmamış sayılması usûlî bir sona erme halidir. Usûlî sona erme halleri ile esasa ilişkin sona erme halleri aynı sonucu doğurmaz, bilhassa kesin hüküm etkisi bakımından mutlak bir farklılık söz konusudur. Bu nedenle, açılmamış sayılmasına kararının ilgili bulunduğu anlaşmazlık konusunda açılacak sonraki davanın dilekçesinde yer alacak davanın tür ve miktarını tayin tamamen davacının tasarrufunda olup, anılan düzenleme hak ve adalet ilkesinin de bir gereğidir. Ayrıca, Mahkemece dava konusu taşınmazların ... Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 14.01.2000 tarihli ve 1040 sayılı kararı ile kabul edilen Kocatepe Tarihi Siti içinde kaldığından, davacı yararına zilyetlikle kazanma koşulları oluşup oluşmadığı araştırılmaksızın karar verilmiş olması da doğru görülmemiştir. 30.05.2007 tarihle ve 26537 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 22.05.2007 tarihli ve 5663 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 1. maddesi ile 2863 sayılı Kanunun 11. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, Ancak, kültür ve tabiat varlıklarını koruma bölge kurullarınca birinci grup olarak tescil ve ilân edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanlarındaki taşınmazlar zilyetlik yoluyla iktisap edilemez. şeklinde değiştirilmiştir. Yine, 2863 sayılı Kanuna eklenen geçici 7. madde ile, Kadastrosu devam eden taşınmazların sınırlandırma ve tesbiti işleri ile devam eden davalarda da bu Kanun'un 11. maddesinin birinci fıkrası hükmü uygulanır. Sınırlandırma ve tesbitleri henüz askı ilânına alınmamış taşınmazların kadastro tutanakları kadastro komisyonuna intikal ettirilmek suretiyle bu Kanun'un 11. maddesinin birinci fıkrasına uygun hale getirilir. 27.07.2004 tarihinden itibaren yapılan kadastro çalışmaları sonucu zilyetlik şartları oluştuğu halde sit alanlarında kalması nedeniyle Hazine adına tesbit ve tescili yapılmış taşınmazlardan 1 ve 2. derece arkeolojik sit alanları dışında kalan sit alanlarındaki taşınmazların kadastro tutanaklarında zilyet veya hak sahibi olarak belirtilen kişilerin veya mirasçılarının, Kanunun yayımı tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde mahalli maliye kuruluşlarına müracaatları halinde maliye kuruluşunun talebi ile harca tâbi olmadan re'sen ilgilisi adına te...