Taraflar arasında görülen davada Niğde 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 20.12.2018 tarih ve 2017/223 E- 2018/777 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nce verilen 13.10.2020 tarih ve 2019/452 E- 2020/799 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mustafa Ibrahim Adır tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, Hindistan menşeli olarak dünya genelinde ticaret yapan müvekkili firmanın ülkemiz pazarına açılmak için davalı firmayla ve davalı firmanın kardeş şirketiyle görüşmeler yaptığını ve...
11. Hukuk Dairesi 2021/1653 E. , 2022/6081 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Niğde 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 20.12.2018 tarih ve 2017/223 E- 2018/777 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nce verilen 13.10.2020 tarih ve 2019/452 E- 2020/799 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mustafa Ibrahim Adır tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, Hindistan menşeli olarak dünya genelinde ticaret yapan müvekkili firmanın ülkemiz pazarına açılmak için davalı firmayla ve davalı firmanın kardeş şirketiyle görüşmeler yaptığını ve yapılan görüşmeler sonucunda DURACARB isimli ürününün ambalaj da dahil olmak üzere üretilerek müşteri portföyüne teslim etme konusunda anlaşmaya varıldığını ancak bir süre sonra davalının taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı davranması sebebiyle sözleşmenin feshedildiğini ve müvekkilinin başka bir firmayla anlaştığını, ilerleyen süreçte davalının taraflar arasında davalıya bu yetkiyi tanıyan bir anlaşma olmamasına rağmen DURACARB ibaresini 2016/29344 tescil numarası ile kendi adına marka olarak tescil ettirdiğini öğrendiklerini, davalının kötü niyetle tescil ettirdiği bu markaya dayalı olarak müvekkili tarafından Mersin Limanı'na gönderilen ürünlere savcılığa yaptığı şikayetle el koydurduğunu, durumun öğrenilmesi üzerine firma yetkilisi Osman Köksal'a mesaj gönderildiğini, bu kişinin marka müvekkiline ait olduğunu kabul eder mahiyette cevap verdiğini, davalının gerçekte hiçbir hakka sahip olmadığı halde müvekkiline ait markanın aynısı veya iltibasa yol açacak düzeydeki benzerini tescil ettirdiğini, haksız ve kötü niyetli olduğunu, markanın müvekkiline ait olduğunu bildiklerini ileri sürerek, 2016/29344 tescil numaralı DURACARB markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, taraflar arasında 2016 yılı Şubat ve Mart aylarında görüşme yapıldığına ilişkin belge olmadığını, marka başvurusunun 31/03/2016 tarihinde yapıldığını, davacı ile görüşmelerinin ise 16/05/2016 tarihinde yapıldığını, dolayısı ile müvekkilinin söz konusu markanın varlığından haberdar olmadığını, markanın usulüne uygun olarak tescil edildiğini, davacının Paris Sözleşmesine üye olup olmadığının, üye değil ise üye ülkelerde ticari müessesesi veya ikametgahının olup olmadığının, ayrıca TPMK nezdinde markasının tescil ettirip ettirmediğinin araştırılmasının gerektiğini, davacının markasının tanınırlığının tespit edilmesini istediklerini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İl...