Evlilik dışında doğan çocuk namına açılacak babalık davasının, bir yıllık müddeti kayyımın, doğumdan sonra tayin olması halinde, bu tarihten başlar.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu E.1960/5 K.1960/8 T.2.5.1960 R.Gazete No. 10570 R.G. Tarihi: 5.8.1960
BABALIK DAVASINDA SÜRENİN BAŞLANGICI BABALIK DAVASINDA KAYYIM TAYİNİ
EVLİLİK DIŞINDA DOĞAN ÇOCUK NAMINA AÇILACAK BABALIK DAVASININ, BİR YILLIK MÜDDETİ KAYYIMIN, DOĞUMDAN SONRA TAYİN OLMASI HALİNDE, BU TARİHTEN BAŞLAR.
Temyiz Mahkemesi Hukuk Umumi Heyetinin 9/9/1959 tarih 2/35-35 sayılı kararı ile İkinci Hukuk Dairesinin 4/11/1959 tarih 4397/5006 sayılı kararı arasındaki içtihat ihtilâfının halli İstanbul Barosunda kayıtlı Avukat İ... T...'nin 15/12/1959 tarihli arzuhalle vâkı olan müracaatına atfen Birinci Reislik makamınca istenmekle toplanan Tevhidi İçtihat Büyük Heyetinde mesele müzakere edildi :
Hukuk Umumi Heyetinin yukarıda tarih ve numarası yazılı karariyle : (Evlilik haricinde doğan çocuğun ikame edeceği babalık dâvasına ait Medeni Kanunun 296 ncı maddesinde yazılı bir senelik müddetin kayyim tâyini tarihinden başlayacağına dair kanunda bir hüküm bulunmadığından mezkûr maddenin sarahatı veçhile müddetin doğumdan itibaren başlayacağı) içtihat edilmiş olduğu halde İkinci Hukuk Dairesi karariyle: (Bir yıllık müddetin çocuk namına dâva açmağa salâhiyetli kimsenin tâyininden itibaren başlayacağı) neticesine varılmış olduğundan bu iki karar arasında açık ve bâriz bir içtihat ihtilâfının mevcudiyeti müşahede edilmekle ihtilâfın halli lüzumuna ittifakla karar verildikten sonra cereyan eden müzakerelerde :
Heyet âzasından bazıları Medeni Kanunun müddetin mebdeini tâyin eden 296 ncı maddesinin sarahatı sebebiyle Hukuk Umumi Heyeti kararının kanuna uygun buna mukabil daire kararının isabetli bulunmadığı kanaatini izhar etmişlerdir. Ekalliyetin görüşünü ifade eden bu telakkiye göre, çocuk namına açılacak dâvada müddetin mebdeinin kayyim tâyini tarihi olarak kabulü Medeni Kanunun 296 ve 298 inci maddelerinin ihlâl ve ihmali olacaktır.
Umumi Heyet ekseriyetince ekalliyetin bu görüşü aşağıda izah olunan sebepler dolayısiyle vârit görülmemiştir. Şöyleki; Medeni Kanunun 295 inci maddesine göre babalık dâvasının ikame hakkı, anaya ve çocuğa tanınmış haklardır. Ana ve çocuğun bu dâva hakları yekdiğerinden müstakildir. Öyle ki bunlardan birinden feragat, diğeri üzerinde tesir husule getirmez. Zira korunmak istenen hak ve menfaatlerin hususiyeti bunu zaruri kılmıştır. Filhakika ananın menfaatleri kadar çocuğun menfaatleri de bahis konusudur. Türk ve İsviçre Medeni Kanunlarının sarih metnine dayanan bu görüş İsviçre'de ilmî içtihatlar ve mahkeme kararlariyle kabul edilmiştir. (Egger, Çaga ter. sa. 231-232; Tuor, Artus ter. Sa-261 No. 3 ve Sa-262 Not 35; J D t-1939 II 587).
İlmî içtihatların ittifakla kabul ettiği diğer bir husus da evlilik haricinde doğan çocuğun anasının çocuk üzerinde velâyet hakkını haiz bulunmaması keyfiyetidir (Egger - Çaga ter. Sa. 231-232; Tour - Artus ter. Sa. 256; Gönensay 1940 cilt ve kısım 2 Sa. 102) Bu cihet Medeni Kanunun 298 inci maddesi sarahatından da anlaşılmaktadır.
Filhakika kanun koy...