Gıyabi ilamların tebliği ve yargıtaya sevki için posta giderleri gibi hükümden sonraki giderlerin dahi hükümlüden alınması gerekmekte olup; hüküm kesinleştikten sonra hakim veya mahkeme başkanı tarafından cmuk 406 ncı maddesi uyarınca verilen karar itirazı kabil kararlardır.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Ceza Genel Kurulu E.1966/4 K.1966/3 T.2.5.1966 R.Gazete No. 12331 R.G. Tarihi: 24.6.1966
HÜKÜMDEN SONRAKİ GİDERLER
GIYABİ İLAMLARIN TEBLİĞİ VE YARGITAYA SEVKİ İÇİN POSTA GİDERLERİ GİBİ HÜKÜMDEN SONRAKİ GİDERLERİN DAHİ HÜKÜMLÜDEN ALINMASI GEREKMEKTE OLUP; HÜKÜM KESİNLEŞTİKTEN SONRA HAKİM VEYA MAHKEME BAŞKANI TARAFINDAN CMUK 406 NCI MADDESİ UYARINCA VERİLEN KARAR İTİRAZI KABİL KARARLARDIR.
Gıyabi hüküm tebliği giderinin muhakeme giderine katılıp katılamayacağı hakkında Yargıtay Üçüncü Ceza Dairesinin 3/4/1965 gün ve 2018/2772 sayılı kararı ile Dördüncü Ceza Dairesinin 15/12/1965 gün ve 7944/8211 sayılı kararı arasında içtihat aykırılığı söz konusu olması dolayısiyle Birinci Başkanlığın 9/3/1966 gün ve 1116 sayılı yazısı ile (İçtihadı Birleştirme Ceza Kısmı Genel Kurulunca) işin bir karara bağlanması istenmiş, bu husustaki ilâm örnekleri tevdi edilmiş bulunduğundan, ilâmlar ve ilişikleri okundu, bahse konu ilâmlar arasında içtihat ayrılığı olduğuna oybirliğiyle karar verildikten sonra işin esası görüşüldü:
Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 406 ncı maddesinde (Hükümler ve kararnamelerle tahkikatın düşmesine dair olan kararlar muhakeme masraflarının dahi kime tahmil olunacağını tâyin eder. Masrafların miktarı ile iki taraftan birinin diğerine ödemesi lâzım gelen paranın miktarını hâkim veya reis tâyin eder...), 407 nci maddesinde (Mahkûmiyet halinde hukuku âmme dâvasının hazırlanması masrafları da dahil olmak üzere bütün masraflar mahkûma tahmil olunur...) diye yazılı bulunmuş, karşılıklı hakaret dâvası, şahsi dâvadan vazgeçme, şahsi dâva üzerine beraet gibi hallerde muhakeme giderinin ne suretle ve kime yükleneceği bahsi geçen kanunun 410, 412, 413 ve diğer maddelerinde gösterilmiştir. Şu halde icabında gıyabi hükmün tebliği yalnız mahkûmiyet halinde sanık için değil şahsi dâvacı ve hatta 414 üncü madde dolayısiyle müdahil için de bahse konudur. Diğer yönden Türk Ceza Kanununun 39 ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 408/2 nci maddeleri gereğince müşterek fail olmak üzere mahkûm olanlar muhakeme masraflarından birbirine müteselsilen kefil olarak sorumlu oldukları gibi sanık hakkında ceza kararnamesi ile karar verilmiş veya Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 305 inci maddesinde yazılı olduğu üzere mahkûmiyet kesin hükme ilişkin de olabilir.
Şu suretle gıyabi hükmün tebliği giderinin yükletilmesi, gerek sanık, şahsi dâvacı, müdahil olmak bakımından, gerek hükmün beraet, mahkûmiyet veya düşme gibi şekillerde sonuçlanması bakımından muhtelif safhalar arzeder. Bu durumla ilgili olarak kanun yollarından birine müracaat eden taraf, bu müracaatı geri almasından veya reddolunmasından ileri gelen giderleri ödemek zorunluğunda bulunduğu ve kanun yoluna müracaat edenin talebi kısmen kabul olunmuş ise mahkeme münasip gördüğü veçhile giderleri taksim edeceği, 415 inci madde iktizasındandır. Şüphesiz kanun yoluna müracaat gıyabi hükümlerde bu hükmün tebliği ile mümkündür. Hükmün tebliği dolayısiyle ve bundan sonra yapılacak...