Muvakkaten ithal edilmesi dolayısiyle ertelenen gümrük vergi ve resimlerinin temini için başka kişilerin aktettikleri kredi ve kontrgaranti anlaşmalarına dayanarak bankaların ithalatçı vergi mükellefi üçüncü şahıs lehine gümrük idaresine verdikleri teminat mektubu mahiyet itibariyle borçlar kanununun 110 uncu maddesinde yazılı üçüncü şahsın fiilini taahhüt niteliğinde bir garanti akdi olduğu ve bu sebeple esas borçlu fiili taahhüt edilen ithalatçıya banka rücu edemez.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu E.1969/4 K.1969/6 T.11.6.1969 R.Gazete No.- R.G. Tarihi: 3.10.1969
TEMİNAT MEKTUPLARININ NİTELİĞİ
MUVAKKATEN İTHAL EDİLMESİ DOLAYISİYLE ERTELENEN GÜMRÜK VERGİ VE RESİMLERİNİN TEMİNİ İÇİN BAŞKA KİŞİLERİN AKTETTİKLERİ KREDİ VE KONTRGARANTİ ANLAŞMALARINA DAYANARAK BANKALARIN İTHALATÇI VERGİ MÜKELLEFİ ÜÇÜNCÜ ŞAHIS LEHİNE GÜMRÜK İDARESİNE VERDİKLERİ TEMİNAT MEKTUBU MAHİYET İTİBARİYLE BORÇLAR KANUNUNUN 110 UNCU MADDESİNDE YAZILI ÜÇÜNCÜ ŞAHSIN FİİLİNİ TAAHHÜT NİTELİĞİNDE BİR GARANTİ AKDİ OLDUĞU VE BU SEBEPLE ESAS BORÇLU FİİLİ TAAHHÜT EDİLEN İTHALATÇIYA BANKA RÜCU EDEMEZ.
Ankara Barosu Avukatlarından olay ile ilgili bir avukat Yargıtay Birinci Başkanlığına 9/5/1968 günlü bir dilekçe ile baş vurarak; muvakkaten yurda ithal edilmiş mallar sebebiyle bankalarca gümrük idaresine hitaben (Malın yeniden ihraç olunmaması halinde tahakkuk ettirilecek gümrük vergisinin banka tarafından ödeneceğine dair) teminat mektupları verilmekte ve bu teminat mektuplarının banka ile kredi anlaşması yapmış olan şahıstan başka yani bankanın kredili müşterisi olmayan ve banka ile hiç bir akdi münasebeti bulunmayan ithalâtçı lehine tanzim edilmekte olduğunu, bilâhare malın ihraç olunmaması sebebiyle gümrük idaresinin isteği üzerine banka taahhüt ettiği parayı gümrük idaresine ödedikten sonra kendisine karşı akden sorumlu olan müşterisini bırakarak, teminat mektuplarının kefalet niteliğinde olduğunu ve bu sebeple kanunî halefiyet ve ondan doğan rücu hakkını ileri sürerek lehine mektup tanzim edilen muvakkat ithalâtçıdan bu paranın tahsili için aleyhlerine dava açmakta bulunduklarını, bu hususta İzmir 2 nci Ticaret Mahkemesinde açılan davayı adı geçen mahkeme ilişik olarak ibraz ettiği 1/11/1965 gün, 1965/39 esas ve 180 sayılı kararı ile reddettiğini, bu karar Yargıtay Ticaret Dairesinin 18/12/1967 gün, 1966/451 esas ve 1967/4794 sayılı kararı ile onanmış bulunduğunu, yine İstanbul 4 üncü Ticaret Mahkemesinde bu şekilde ve bankaca vergi mükellefi aleyhine açılan dava mahkemece kabul edilerek istenilen paranın tahsiline 24/5/1965 gün, 1964/137 esas ve 1965/245 sayılı karar verildiğini, işbu kararında Yargıtay Ticaret Dairesinin 30/6/1967 gün, 1965/2914 esas ve 1967/2842 sayılı kararı ile onandığını, bu konuda açılan bir çok davalar hakkında mahkemelerin çeşitli görüşlere sahip olduklarını, bir kısım mahkemelerce bu mektupla bankanın muvakkat ithalâtçı lehine kefalet verdiği ve bu sebeple Borçlar Kanununun 496 ncı maddesine göre alacaklıya halef olacağından borçluya rücu edilebileceği görüşü benimsenerek borçludan bu paranın tahsiline karar verilmesine karşılık diğer bir kısım mahkemelerce de bankalar teminat mektubu ile üçüncü şahsın fiilini taahhüt etmiş durumda olduklarından, fiilî taahhüt eden bankaların borçluya rücu edemiyecekleri görüşü benimsenerek bu konuda açılan davaları reddetmekte olduklarını ve Yargıtay Ticaret Dairesi dahi her iki şekilde verilen kararları onadığını, bu sebeple aykırı olan bu görüşlerin telifi için içti...