İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, davalı ...'un 01.01.2001 tanzim 20.09.2010 vade tarihli 13.000-$ bedelli lehtarı davalı ... borçlusu davacılar ... ve ... olan bonoya dayalı olarak Denizli 3. İcra Müdürlüğü 'nün ... Esas sayılı dosyasından kambiyo senetlerine özgü yolla 05.03.2013 tarihinde davacılar aleyhine takibe geçtiğini, davacılar ile davalı arasında hiçbir eşya, mal veya hizmet alım satım ilişkisi bulunmadığını, davaya konu senedin tanzim tarihinin 2001 vade tarihinin 2010 olduğunu, 10 yıl vadeli bono düzenlenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacıların Denizli 3. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasından davalıya borcu olmadığının tespitini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili, duruşmalardaki...
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: DENİZLİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 24/09/2020 DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ: 19/09/2022 İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, davalı ...'un 01.01.2001 tanzim 20.09.2010 vade tarihli 13.000-$ bedelli lehtarı davalı ... borçlusu davacılar ... ve ... olan bonoya dayalı olarak Denizli 3. İcra Müdürlüğü 'nün ... Esas sayılı dosyasından kambiyo senetlerine özgü yolla 05.03.2013 tarihinde davacılar aleyhine takibe geçtiğini, davacılar ile davalı arasında hiçbir eşya, mal veya hizmet alım satım ilişkisi bulunmadığını, davaya konu senedin tanzim tarihinin 2001 vade tarihinin 2010 olduğunu, 10 yıl vadeli bono düzenlenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacıların Denizli 3. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasından davalıya borcu olmadığının tespitini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili, duruşmalardaki beyanlarında davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, "...HMKnun 201. maddesi uyarınca senede karşı ileri sürülen her türlü iddia ve definin senetle ispatının gerektiği, davacıların herhangi bir yazılı delil sunamadığı, dava dilekçesinde yemin deliline dayanılmadığı, bu haliyle yemin hakkı kullanılmasının da mümkün olmadığı, her ne kadar aldırılan bilirkişi raporunda yazı ve imzaların farklı fiziki evsafta kalemlerle yazıldığı belirtilmiş ise de, raporun yazılı delil olarak kabulünün mümkün olmadığı, raporun davacıların yazılı delille ispat yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı anlaşılmakla, davacının ispat yükünü yerine getiremediği kabul edilerek davanın reddine..." şeklinde karar verilmiştir. Karara karşı, davacılar ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; takibe dayanak ve dava konusu senetten dolayı davacıların davalıya hiçbir borçlarının bulunmadığını, davalıdan mal, hizmet veya para almadıklarını, davalının yaklaşık 16 yıl önce 13.000 USD paraya vermesinin hayatın olağan akışına ters olduğunu, bu tarih öncesi ve sonrasında davalının bu miktarda parasının bulunmadığını, tarafların ticari alışverişinin olmadığını, senedin tanzim tarihinin 2001 olmasına rağmen vade tarihinin 2010 olduğunu 10 yıl vadeli bono düzenlenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Adli Tıp Kurumu raporunda da altta atılı dört imzanın farklı fiziki evsafta yeni bir kalemle yazılmış olduğunun belirtildiğini, Yargıtay içtihatları doğrultusunda da davalının isticvap edilmesi gerekirken dava konusu senedin hukuku ilişkisi sorulmadan hatalı karar verildiğini, istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; vekalet ücreti açısından istinafa geldiklerini, dava konusu edilen 13.000 USD tutarlı senedi...