İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin, davalı şirketin ortağı olduğunu, şirketin diğer ortaklarının sahtecilik yaparak 31/07/2008 tarihli bir genel kurul toplantısı yaparak şirketin tasfiyesine karar verildiğini, davacının da sanki toplantıya katılmış gibi gösterildiğini, oysa hazirun cetvelindeki imzanın davacıya ait olmadığını, imzanın sahte olduğunu, davacının toplantıdan tesadüfen haberdar olduğunu, toplantının duyurulmadan yapıldığını, diğer ortakların İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/213 Esas sayılı dosyasında sahtecilik suçundan mahkum olduğunu, bu nedenle anılan toplantının ve kararların TTK'nın 447. Maddesi uyarınca batıl olduğunu beyanla, tasfiye sonunda da davacıya bir pay...
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/495 Esas KARAR NO: 2021/774 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2020/206 Esas - 2020/673 Karar TARİH: 16/12/2020 DAVA: Tespit KARAR TARİHİ: 21/05/2021 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin, davalı şirketin ortağı olduğunu, şirketin diğer ortaklarının sahtecilik yaparak 31/07/2008 tarihli bir genel kurul toplantısı yaparak şirketin tasfiyesine karar verildiğini, davacının da sanki toplantıya katılmış gibi gösterildiğini, oysa hazirun cetvelindeki imzanın davacıya ait olmadığını, imzanın sahte olduğunu, davacının toplantıdan tesadüfen haberdar olduğunu, toplantının duyurulmadan yapıldığını, diğer ortakların İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/213 Esas sayılı dosyasında sahtecilik suçundan mahkum olduğunu, bu nedenle anılan toplantının ve kararların TTK'nın 447. Maddesi uyarınca batıl olduğunu beyanla, tasfiye sonunda da davacıya bir pay ödenmediğini, davalı şirketin 31/07/2008 tarihli olağan genel kurul toplantısının ve kararların iptaline, şirket ünvanındaki Tasfiye Halinde ibaresinin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı taraf cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 16/12/2020 tarih2020/206 Esas - 2020/673 Karar sayılı kararında;"Her ne kadar davacı taraf genel kurula davet edilmediğini ve sahtecilik yapıldığını iddia etmiş ise de, yapılan usulsüzlüğün TTK'nın 446/1-b. Maddesi uyarınca iptale tabi olduğu, tasfiye kararı alınmasının TTK'nın 447. Maddesinde belirtilen yasaklanmış fiil veya kararlardan olmadığı anlaşılmıştır.İptal davası, TTK'nın 445. Maddesi uyarınca üç aylık yasal hak düşürücü sürede açılmalıdır. İş bu dava ise, iptale konu toplantıdan yaklaşık 12 yıl sonra açılmıştır. Bu durumda hak düşürücü süre geçmiş olup, davanın reddi gerektiği anlaşılmış ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur...."gerekçesi ile, Davacının davasının, hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, yerel mahkeme tarafından hiçbir gerekçe gösterilmeden karar verildiğini, Gerekçe kısmında davaya konu olayın özetinin ardından sadece Yargıtay 11.HD kararına atıf yapılarak gerekçe yazıldığını, Yargıtay kararı incelendiğinde karara konu olaydaki vakıanın somut olayla herhangi bir ilişkinin bulunmadığını, müvekkilinin anayasal düzlemde korunan gerekçeli karar hakkı ve dolayısıyla Adil Yargılanma Hakkının ihlal edildiğini, Genel Kurul toplantısının usulüne uygun olarak yapılmadığını, Müvekkilinin, davalı şirkette nama yazılı pay sahibi olduğunu, dolayısıyla normal şa...