4857 Sayılı İş Kanunu, eski 1475 Sayılı Yasa’dan farklı olarak İş Sözleşmesi’nin tanımını yapmıştır. Yasanın 8. maddesinin 1. fıkrasına göre "İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir." Görüldüğü gibi İş Kanunu’nun 8. maddesi iş sözleşmesini tanımlarken üç temel unsuru belirlemiştir. Bunlar: bir işin görülmesi, işin bir ücret karşılığı ve işverene bağımlı bir şekilde görülmesidir. Buradan da anlaşıldığı gibi Ücret iş sözleşmesinin esaslı unsurudur ve ücret söz konusu olmadan iş görme, iş sözleşmesinin konusu olamaz. Dolayısıyla, hatır için veya ailevi, ahlaki nedenlerle ücretsiz yapılan çalışmalarda iş kanunu hükümleri uygulanmaz. Ücretsiz iş görmelerde daha ziyade vekalet sözleşmesi söz konusu olur. Yargıtay’a göre kural olarak her iş bir ücreti gerektirir ve işi yapan işçinin ücreti sonradan isteme hakkı vardır. İşçinin, iş sözleşmesinden kaynaklanan iş görme borcunun karşılığında işverenin ücret ödeme borcu vardır. Ücret ödeme borcu, iş sözleşmesinin oluşması için gerekli olan iş görme borcu gibi temel bir borçtur. Angarya yasağının temel hak olarak düzenlemiş olan Anayasa’nın 18. Maddesi "Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır." hükmü ile ücret ödenmeksizin çalışmayı kesin olarak yasaklamış ve bu konunun Anayasa’ya uygun bir biçimde düzenlenmesinin temel koşulunu belirlemiştir. Bu kısa giriş açıklamasından da anlaşılacağı üzere iş sözleşmesinin esaslı unsurlarından biri olan ücretin ödenmesi işverenin temel borcudur. Şimdi işverenin bu borcunu ne şekilde yerine getireceğini düzenleyen İş Kanunu md. 32 ve diğer hükümleri incelemeye başlayabiliriz. Ücret ile ilgili yasal düzenlemeler 4857 sayılı İş Yasası’ nın 32, 34, 35, 36, 37 ve 38. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu maddeler bağlamında temel bilgiler vermeye ve irdelemeye çalışacağım.
Bu karar için tam metin henüz yüklenmemiş.