Vergilendirme, tarih boyunca teba ile kral arasındaki yetki paylaşımı mücadelesinin merkezinde olmuş ve monarşiden demokrasiye giden süreçte, vergi verme külfetine katlananların yönetimde daha fazla söz sahibi olma hakkına kavuşmaları tedrici bir şekilde de olsa gerçekleşmiştir. Modern toplumlarda bir toplum sözleşmesi sayılan ve devlet ile fertler arasındaki ilişkiyi düzenleyen anayasalarda vergi ödevi ile ilgili hükümler olmaması düşünülemez. İlk Anayasamız olan 1876 Anayasasından bugüne kadar tüm Anayasalarımızda vergi ödevine ilişkin hükümler yer almıştır. 1982 Anayasasında vergi ödevi, aktif statü haklarının yer aldığı Siyasi Haklar ve Ödevler bölümünde düzenlenmişse de, vatandaşlık esasının uygulanmadığı vergi ödevinin Kişinin Hakları ve Ödevleri bölümünde yer alması, mükellef haklarının korunması, kişi ile devlet arasındaki ilişkinin daha sağlıklı ve demokratik bir şekilde yeniden tanımlanması bakımından faydalı olacaktır. Vergi kanunlarının geriye yürütülememesine dair bir prensibin vergi ödevi maddesinde yer alması da vergide adaletin sağlanması açısından önem arz etmektedir.
Bu karar için tam metin henüz yüklenmemiş.