Devletin, varlığını koruyabilmesi ve fonksiyonlarını icra edebilmesi için bir takım mali (ekonomik-iktisadi) kaynaklara ihtiyacı vardır. Bu kaynaklar arasında en önemli olanını şüphesiz vergiler oluşturmaktadır. Devlet, vergilerden elde etmek istediği geliri maksimum bir seviyeye çıkarma düşüncesinde iken, vergi mükellefleri ise gelirlerinin veya ekonomik değerlerinin daha az bir kısmının vergilendirilmesini istemektedir. Vergi ödemek, hemen her mükellef için bir takım ekonomik ve psikolojik baskılara sebep olmaktadır. Modern maliye anlayışına göre vergi, mükelleflerin beyan ettiği ekonomik / mali değerler üzerinden hesaplanmaktadır. Devlet, beyan edilen gelirin veya kazancın doğru olup olmadığını ve beyan edilen verginin ödenip ödenmediğini araştırmakta, vergiye ilişkin olarak mükellefleri bir takım vergi incelemesi ve denetimlere tabi tutmaktadır. Vergi kayıp ve kaçağının olması durumunda, mükellefler hakkında birtakım cezai yaptırımlar uygulamaktadır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun (VUK) 134'üncü maddesinde vergi incelemesinin amacı; "Vergi incelemesinden maksat, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamaktır..." şeklinde hüküm altına alınmıştır. Mezkûr Kanun'un 371'inci maddesinde ise "pişmanlık ve ıslah müessesesi" düzenlenmiştir. VUK-95/2017-8 sayılı Vergi Usul Kanunu Sirküleri ¤ 12/09/2017 tarihinde yayınlanmıştır. Anılan Sirkülerde, "Bu itibarla, başkaca bir sebep bulunmadığı müddetçe, sırf pişmanlıkla beyanname verdikleri gerekçesiyle mükellefler uygulamada vergi incelemesine ve takdire sevk edilmemekte, pişmanlıkla beyanname verilmesinin sevk nedeni olarak değerlendirilmesi ve mükelleflerin bu nedenle incelemeye ve takdire sevk edilmesi de mümkün bulunmamaktadır." hükmünün yer aldığı tespit edilmiştir. Bu çerçevede, vergi incelemesi açısından bu konunun ele alınması, bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır.
Bu karar için tam metin henüz yüklenmemiş.