Anayasa'nın 55'inci maddesinde; "Ücret emeğin karşılığıdır. Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yaralanmaları için gerekli tedbirleri alır." denilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu'na göre, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar genel anlamda ücret olarak tanımlanmaktadır. Ücret nakden ödenmekle birlikte, ücret eki niteliğindeki sosyal ücretlerin (un, yağ verilmesi gibi) ayin olarak ödenmesinde bir kısıtlama bulunmadığı ortaya çıkmaktadır. İş Kanunu'nun 36'ncı maddesinde yapılan değişiklikle, kamu kurum ve kuruluşu niteliğindeki işverenlerin, alt işverene iş vermeleri hâlinde, bunların işçilerinin ücretlerinin ödenip ödenmediğini işçinin başvurusu üzerine veya aylık olarak kendiliğinden kontrol etmekle ve varsa ödenmeyen işçi ücretlerini alt işverenin/işverenlerin hak edişlerinden keserek işçilerin banka hesabına yatırmakla yükümlü olduğu hükmü getirilmiştir. Nafaka borçları dışında, işçinin aylık ücretinin en fazla 1/4'ü haczedilebilmekte veya başkasına devir ve temlik edilebilmektedir. Kıdem ve ihbar tazminatı ücret olmadığından, bu tazminatın tamamı haczedilebilmektedir. 6098 sayılı Borçlar Kanununun 407'nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca "İşveren işçiden olan alacağı ile ücret borcunu işçinin rızası olmadıkça takas edemez. Ancak, işçinin kasten sebebiyet verdiği yargı kararıyla sabit bir zarardan doğan alacaklar, ücretin haczedilebilir kısmı kadar takas edilebilmektedir.
Bu karar için tam metin henüz yüklenmemiş.