DAVA: Menfi Tespit (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/09/2020 Hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine ilişkin hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; davalı bankanın kredi sözleşmesine dayalı olarak davacı hakkında icra takibi yaptığını, taraflar arasında 16/07/2012 tarihinde 900.000-TL bedelli çek karşılığında kredi kullanımı için sözleşme imzalandığını, ardından 575.000-TL bedelli ikinci kredinin kullanıldığını, 2012 ve 2014 tarihleri arasında hiçbir zaman toplamda 1.475.000-TL kredi kullanımının gerçekleşmediğini, 2012 de 600.000-TL'lik kredi kullanıldığını, kredi kullanan şirketin anonim şirkete dönüşmesi nedeniyle yeniden sözleşme yapılmasının talep edildiğini, 13/12/2014 tarihinde 1.500.000-TL bedelli yeni sözleşme imzalandığını, 16/07/2012 ve 20/12/2012 tarihli...
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2018/2360 KARAR NO: 2020/756 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/05/2018 NUMARASI: 2017/206 Esas - 2018/487 Karar DAVA: Menfi Tespit (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/09/2020 Hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine ilişkin hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; davalı bankanın kredi sözleşmesine dayalı olarak davacı hakkında icra takibi yaptığını, taraflar arasında 16/07/2012 tarihinde 900.000-TL bedelli çek karşılığında kredi kullanımı için sözleşme imzalandığını, ardından 575.000-TL bedelli ikinci kredinin kullanıldığını, 2012 ve 2014 tarihleri arasında hiçbir zaman toplamda 1.475.000-TL kredi kullanımının gerçekleşmediğini, 2012 de 600.000-TL'lik kredi kullanıldığını, kredi kullanan şirketin anonim şirkete dönüşmesi nedeniyle yeniden sözleşme yapılmasının talep edildiğini, 13/12/2014 tarihinde 1.500.000-TL bedelli yeni sözleşme imzalandığını, 16/07/2012 ve 20/12/2012 tarihli sözleşmelerin şirketin limited şirket durumunda iken yapılması nedeniyle 13/10/2014 tarihli sözleşmede ise davacının imzasının bulunmaması nedeniyle şirkete kullandırılan kredilerden kefil sıfatıyla sorumluluğunun bulunmadığını, davacının davalı bankanın yaptığı icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, davalı tarafın kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili; davacı tarafın itirazı nedeniyle İst.Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1301 esas sayılı dosyasında itirazın iptali davası açtıklarını, davacının bu davadaki iddialarını itirazın iptali davasında da dile getirdiğini, davanın derdest olduğunu bu nedenle davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacının esasa ilişkin iddialarının haklı olmadığını, davacının sorumlu olduğu miktarın usul ve yasaya uygun olarak verilen kefalet limitlerinden kaynaklandığını, 13/10/2014 tarihli kredi sözleşmesinin davacı tarafından kefil sıfatıyla imzalanmamış olmasının davalının kefaletinin sona ermesi anlamına gelmeyeceğini, önceki sözleşmelerin imzalanmasının ileride kullandırılacak bütün kredilere kefalet limiti dahilinde kefil olunmuş sayılması gerektiğini bildirmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, Yargıtay 19. HD nin 15/11/2017 tarih 2016/16979 esas ve 2017/3718 karar sayılı ilamında ve benzer ilamlarında da uygulandığı üzere hukuki yarar bir dava şartı olup, itirazın iptali davasının genel hükümlere göre görülen bir dava olması nedeniyle borçlunun takibe itirazında bildirdiği itiraz sebeplerine bağlı olmadan bütün savunma sebeplerini itirazın iptali davasında ileri sürebileceği göz önünde tutulduğunda borçlu davacının itirazın iptali davası açıldıktan sonra takip kon...