23.11.2023 tarihli Resmi Gazete'de Anayasa Mahkemesinin 28/9/2023 Tarihli ve E: 2023/59, K: 2023/164 Sayılı Kararı yayımlanmıştır.
“Anayasanın 48. maddesinde “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir”, 49. maddesinde de “Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir” denilmek suretiyle herkesin çalışma hakkı ile özgürlüğüne sahip olduğu hüküm altına alınmıştır. 5580 sayılı Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasında özel eğitim kurumlarının gerçek kişi kurucularında, tüzel kişi kurucularının yönetim organlarında, kurucu temsilcilerinde ve personelinde bulunması gereken şartlar düzenlenmiştir. İtiraz konusu kural uyarınca özel eğitim kurumları kurucusu ve personeli (yöneticisi/müdürü) olacak kişilerde bulunması gereken şart ise haklarında cinsel dokunulmazlığa karşı suçlardan dolayı kovuşturma bulunmamasıdır. Buna göre anılan şartı taşımayan kişilerin özel eğitim kurumu kurucusu olabilmesi ya da personeli olarak çalışabilmesinin mümkün olmadığı gözetildiğinde bu kuralla çalışma hakkı ve özgürlüğüne yönelik bir sınırlama getirildiği anlaşılmaktadır. Anayasanın 13. maddesi gereğince temel hak ve özgürlüklere sınırlama getiren düzenlemelerin kanunla yapılması ve Anayasada öngörülen sınırlama sebebine uygun ve ölçülü olması gerekir. Bu kapsamda çalışma hakkı ve özgürlüğünü sınırlamaya yönelik bir kanuni düzenlemenin şeklen var olması yeterli olmayıp kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olması gerekir. Anayasanın 48. ve 49. maddelerinde çalışma hakkı ve özgürlüğü için herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte özel sınırlama nedeni öngörülmemiş hakların da o hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırlarının bulunduğu kabul edilmektedir. Ayrıca Anayasanın başka maddelerinde yer alan hak ve özgürlükler ile devlete yüklenen ödevler, özel sınırlama sebebi gösterilmemiş hak ve özgürlüklere sınır teşkil edebilir. Her ne kadar, özel öğretim kurumlarının kurucuları ve bu kurumlarda görev alacak personel hakkında kovuşturma bulunmaması şartını öngören kuralın kamu düzeninin sağlanması biçimindeki meşru amaca yönelik olduğu anlaşılsa da; Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca güvence altına alınan ölçülülük ilkesi ve bu ilkenin alt ilkeleri olarak kabul edilen elverişlilik, gereklilik ve orantılılık ilkelerinin temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında göz önünde bulundurulması gerekmektedir. 5580 sayılı Kanun’un 6., 9. ve 11. maddeleri uyarınca özel öğretim kurumlarında verilecek eğitim ve öğretimin 14/6/1973 tarihli ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nda ifade edilen Türk milli eğitiminin genel amaç ve temel ilkelerine uygun olarak yürütüleceği, bu kurumlarda görev yapan yönetici ve öğretmenlerin görevleri sırasında suç işlemeleri veya görevleri nedeniyle kendilerine karşı işlenen suçlardan dolayı 5237 sayılı Kanun’un uygulanacağı ve ceza kovuşturması bakımından kamu görevlisi sayılacakları, bu kurumların ve kurum personelinin Milli Eğitim Bakanlığının denetimi ve gözetimi altında olduğu göz önüne alındığında kanun koyucunun özel öğretim kurumlarının yerine getirdiği görevin niteliğini gözeterek öz...