12.9.2023 tarihli Resmi Gazete'de Anayasa Mahkemesinin 18/5/2023 Tarihli ve E: 2020/11, K: 2023/98 Sayılı Kararı yayımlanmıştır.
“… 1. 7194 sayılı Kanun’un 50. maddesiyle 8/11/2016 tarihli ve 6755 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 37. maddesine eklenen (3) numaralı fıkranın Anayasaya aykırılığı 7194 sayılı Kanun’un 50. maddesiyle 8/11/2016 tarihli ve 6755 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 37. maddesine eklenen (3) numaralı fıkra ile terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve bu nedenle kamu görevinden çıkarılmış olan kişilerden, adli veya idari soruşturma veya kovuşturması devam edenlerin sosyal güvenlik haklarına ilişkin başvuruları hakkında 31/10/2019 tarihine kadar karar alan, bu kararları yerine getiren veya işlem yapmayan kamu görevlilerinin bu karar ve fiilleri nedeniyle hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluğu doğmayacağı hükmü getirilmiştir. İptali talep edilen kural ile olağanüstü hâl (OHAL) döneminde kamu görevinden çıkarılanların sosyal güvenlik haklarına ilişkin talepleriyle ilgili tasarrufta bulunan ya da işlem yapan ya da yapmayan kişilere 31.10.2019 tarihine kadarki bu fiilleri dolayısıyla mutlak bir sorumsuzluk öngörülmüştür. Bir başka ifadeyle bu hükme dâhil kişilerin madde kapsamındaki karar, görev ve fiillerinin hiçbir zaman, hiçbir şekilde, hiçbir mercie karşı, ne hukuki, ne idari, ne mali ne de cezai hiçbir sorumluluğu söz konusu olamayacaktır. Anayasa Mahkemesi’nin dava konusu kurala ilişkin soyut norm denetimi büyük önem taşımaktadır; zira iptal davası konusu düzenleme, olağanüstü hâl rejimine ilişkin hukuki ölçütler tarafından dahi meşru görülemeyecek şekilde aşikar bir keyfîliği olağan hukuk dönemine sirayet ettirmekte ve bir temel hakkı kanun aracılığıyla yok saymaktadır. Söz konusu düzenleme, Anayasa’nın aşağıda belirtilen maddelerine açıkça aykırıdır. a) Anayasa’nın 2. Maddesine Aykırılık İptali istenen madde, yöneticileri ve yönetilenleri hukukça eşit yönetim ilkesine tabi tutan hukuk devletine aykırıdır. Anayasa Mahkemesi, hukuk devletini şu şekilde tanımlamaktadır : “ Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem ve islemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu gelistirerek sürdüren, hukuki güvenligi saglayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaç[ınan], hukuk kurallarıyla kendini baglı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir ” (AYM, esas no : 2019/35, karar no : 2019/53, 26.06.2019, § 15). Dava konusu düzenleme, Anayasa Mahkemesi’nin tanımladığı şekildeki hukuk devletini tamamen reddetmektedir. Söz konusu hükümle, her türlü hukuka aykırı ve k...