9.3.2022 tarihli Resmi Gazete'de Anayasa Mahkemesinin 4/11/2021 Tarihli ve E: 2019/4, K: 2021/78 Sayılı Kararı yayımlanmıştır.
Esas Sayısı : 2019/4 Karar Sayısı : 2021/78 “18. 10.1982 tarihli Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olduğu düzenlenmiştir. Hukuk devletinin bir gereği olan hukuki güvenlik ilkesi, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. (Anayasa Mahkemesi 26.12.2013 gün ve E.2013/67, K2013/164) Hukuk devleti ilkesi ve ceza hukukunun temel ilkeleri arasında yer alan ne bis in idem ilkesinin yer aldığı Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesi’ne ek 7 no.lu Protokol 08.04.2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 28.3.2016 tarihli ve 2016/8717 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanmış ve 01.08.2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Ülkemiz yönünden de 01.08.2016 tarihi itibarıyla Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesine ek 7 no.lu Protokolün içerdiği hak ve güvenceler Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesi’ne ek hak ve güvenceler olarak işlem görmeye başlamıştır. Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesine ek 7 Numaralı Protokolün 4. maddesinde düzenlenmiş olan ne bis in idem ilkesinin uygulanmasına yönelik olarak Avrupa İnsan Haklan Mahkemesi’nce verilmiş olan kararlar incelendiğinde, Avrupa İnsan Haklan Mahkemesinin, mükerrerlik kavramıyla ilgili içtihadının “yargılamalar arasında esas ve zaman bakımından yakın bir bağlantı olması” ölçütünün yorumuna göre şekillendiği anlaşılmaktadır. Nitekim, Avrupa İnsan Haklan Mahkemesi A ve B/Norveç kararında “içerik ve süre yönünden yakın bağlantılı olma” ölçütünün unsurlarını belirlemiştir. A ve B/Norveç kararında AIHM farklı yaptırımların bütünlüklü amaçlara yönelik olmasını, birden çok yargılama (cezai/idari) sürecinin Öngörülebilir olmasını ve yargılama süreçlerinin karşılıklı etkileşime açıklığı ile delillerin toplanması ve değerlendirilmesi açısından mümkün olduğunca tekrara yer vermemesini, ilk bitirilen yargılamanın sonucunun, ikinci yargılamada dikkate alınmasını içerik ve süre yönünden yakın bağlantılı olma ölçütünün unsurları olarak vurgulamıştır. 213 sayılı Kanunun itiraza konu edilen 340. maddesinin birinci fıkrası gereğince, 213 sayılı Kanunda yazılı vergi ziyaı cezası ve usulsüzlük cezaları ile 359. maddede ve diğer kanunlarda yazılı cezalar; içtima ve tekerrür hükümleri bakımından birleştirilemedikleri, 359.maddenin son fıkrası gereğince, kaçakçılık suçlarını işleyenler hakkında 359. maddede yazılı cezaların uygulanmasının 344. maddede yazılı vergi ziyaı cezasının ayrıca uygulanmasına engel teşkil etmemesi ile aynı Kanunun 366.maddesinin dördüncü fıkrası gereğince 359. maddede yazılı suçlardan dolayı cezaya hükmedilmesinin, vergi ziyaı cezası veya usulsüzlük cezalarının ayrıca uygulanmasına engel teşkil etmeyeceğinin düzenlenmiş olması nedeniyle v...