Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü; 1- 1056 sayılı ilamın 5. maddesiyle, 657 sayılı Kanuna tabi olarak çalışın kurum avukatlarına ödenen vekalet ücreti hesabında yıllık tutar sınırlamasının dikkate alınmaması nedeniyle 5.374,07-YTL’ye tazmin hükmü verilmiştir. Sorumlu gönderdiği temyiz dilekçesinde özetle; vekalet ücretinin devlet alacağı olmadığını bu nedenle Kurumun bütçesinde azalma olmadığını, tazmin kararının Avukatlı Kanununa ve hukuk kurallarına aykırı olduğunu, Avukatlık Kanunun 164. maddesinin 4667 sayılı Kanunla değiştirilmesinden sonra, tarifeye dayanılarak karşı tarafa yönelecek vekalet ücretinin avukata ait olduğu konusunda tereddüt kalmadığını, bu durumda Avukatlık Kanununun 164/son maddesi ile 657 sayılı Kanunun 146/3 maddesinin bir arada uygulanmasının mümkün olmadığını, iki kanunun çelişik hükümler içerdiğini, karşı taraftan tahsil...
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü; 1- 1056 sayılı ilamın 5. maddesiyle, 657 sayılı Kanuna tabi olarak çalışın kurum avukatlarına ödenen vekalet ücreti hesabında yıllık tutar sınırlamasının dikkate alınmaması nedeniyle 5.374,07-YTL’ye tazmin hükmü verilmiştir. Sorumlu gönderdiği temyiz dilekçesinde özetle; vekalet ücretinin devlet alacağı olmadığını bu nedenle Kurumun bütçesinde azalma olmadığını, tazmin kararının Avukatlı Kanununa ve hukuk kurallarına aykırı olduğunu, Avukatlık Kanunun 164. maddesinin 4667 sayılı Kanunla değiştirilmesinden sonra, tarifeye dayanılarak karşı tarafa yönelecek vekalet ücretinin avukata ait olduğu konusunda tereddüt kalmadığını, bu durumda Avukatlık Kanununun 164/son maddesi ile 657 sayılı Kanunun 146/3 maddesinin bir arada uygulanmasının mümkün olmadığını, iki kanunun çelişik hükümler içerdiğini, karşı taraftan tahsil edilen vekalet ücretinin hiçbir limit ve sınırlama uygulanmaksızın kurumlarda sürekli olarak görev yapan avukatlara eşit olarak dağıtılması gerektiğini, Avukatlık kanunun özel hüküm getirdiğini 657 sayılı kanunun genel hüküm içerdiğini dolayısıyla avukatlık kanununun öncelikle uygulanması gerektiği ve 5018 sayılı Kanunun 71. maddesine göre kamu zararı oluşmadığını, İlamda tahsilat 7.3131,93-TL olarak gösterilmesine rağmen 2008 ve 2009 yıllarında toplam 10.797,50-TL nin tahsil edildiği belirterek tazmin hükmünün kaldırılmasını istemektedir. 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun 31. maddesinde: “Bütçeyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisi harcama yetkilisidir. Ancak, teşkilât yapısı ve personel durumu gibi nedenlerle harcama yetkililerinin belirlenmesinde güçlük bulunan idareler ile bütçelerinde harcama birimleri sınıflandırılmayan idarelerde harcama yetkisi, üst yönetici veya üst yöneticinin belirleyeceği kişiler tarafından; mahallî idarelerde İçişleri Bakanlığının, diğer idarelerde ise Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine yürütülebilir. Kanunların verdiği yetkiye istinaden yönetim kurulu, icra komitesi, komisyon ve benzeri kurul veya komite kararıyla yapılan harcamalarda, harcama yetkisinden doğan sorumluluk kurul, komite veya komisyona ait olur. Genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinde; idareler, merkez ve merkez dışı birimler ve görev unvanları itibarıyla harcama yetkililerinin belirlenmesine, harcama yetkisinin bir üst yönetim kademesinde birleştirilmesine ve devredilmesine ilişkin usûl ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir. Harcama yetkisinin devredilmesi, yetkiyi devredenin idarî sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Harcama yetkilileri bütçede öngörülen ödenekleri kadar, ödenek gönderme belgesiyle kendisine ödenek verilen harcama yetkilileri ise tahsis edilen ödenek tutarında harcama yapabilir.” denilmiş, Aynı Kanunun 33. maddesinde de, “Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi...