Dosyada mevcut belgeler okunup incelendikten sonra gereği görüşüldü: 1268 sayılı İl Özel İdaresi Genel Sekreteri İbrahim Şimşek’e, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun Ek 13. maddesinde düzenlenmiş olan ek ödemenin, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu'nun 36. maddesi kapsamında ödenmesi nedeniyle 24.364,46 YTL.ye tazmin hükmü verilmiştir. Dilekçi dilekçesinde özetle; Konu hakkında 01.08.2010 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan 6009 sayılı Kanunun geçici 8. Maddesinde "Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idarî veya malî yargılama ve takibat yapılamaz,...
Dosyada mevcut belgeler okunup incelendikten sonra gereği görüşüldü: 1268 sayılı İl Özel İdaresi Genel Sekreteri İbrahim Şimşek’e, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun Ek 13. maddesinde düzenlenmiş olan ek ödemenin, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu'nun 36. maddesi kapsamında ödenmesi nedeniyle 24.364,46 YTL.ye tazmin hükmü verilmiştir. Dilekçi dilekçesinde özetle; Konu hakkında 01.08.2010 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan 6009 sayılı Kanunun geçici 8. Maddesinde "Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, bu Kanunun yayımı tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak belediye, büyükşehir belediyesi ve il özel idaresinde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri haklarında idarî veya malî yargılama ve takibat yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır." hükmünün bulunduğunu, İl özel idaresi Kanunun 36. maddesinin 5. fıkrasında "Genel Sekreterlik kadrosuna atananlar, büyükşehir belediyesi bulunan illerde genel idare hizmetleri sınıfına dahil bakanlık genel müdürü, diğer illerde ise genel idare hizmetleri sınıfına dahil müstakil daire başkanı için ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklardan aynen yararlanırlar; bunlar valinin teklifi ve İçişleri Bakanlığının onayı ile atanır." denildiğini, Bu fıkrada yer alan "...genel idare hizmetleri sınıfına dahil müstakil daire başkanı için ilgili mevzuatında öngörülen tüm haklardan aynen yararlanırlar." cümlesinde kullanılan ilgili mevzuatında öngörülen ibaresinin muğlak olduğunu, 70 den fazla ilde bu sebeple İl Özel İdaresi Genel Sekreterine Maliye Bakanlığı Müstakil Daire Başkanları için öngörülen %195 oranındaki ek tazminat ödendiğini, Bu durumun İç İşleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün 7/5/2009 tarih ve 40182 -2009/41 sayılı Genelgesine kadar sürdüğünü, Hukuk güvenliği ilkesinin, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de hukuk normlarında bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kıldığını, Hukuk devletinin hukuk güvenliği ilkesinin hem kişiler hem de idare yönünden belli ve kesin olmasını, hukuk normlarının, ilgili kişilerin mevcut şartlar altında belirli bir işlemin ne tür sonuçlar doğurabileceğini makul bir düzeyde öngörmelerini mümkün kılacak bir şekilde düzenlenmesini ve uygulanmasını gerektirdiğini, Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere bir kanun hükmünde değişiklik yapılmadığı sürece idarece, belirli bir dönemde oluşturulmuş bir görüş ve kanaatin sonradan değişmesi, ilgililer bakımından öngörülebilmesi mümkün olamayacağından, salt kanunun açık olmamasına bağlı olarak geriye dönük sorumluluk getirmesinin de doğru olmayacağını, Diğer taraftan Vali Yardımcıları ve Kaymakamlar için benzer bir konuda 5302 sayılı Kanuna 25.06.2009 tarih ve 5917 sayılı Kanunun 36. maddesi ile 5302 sayılı Kanuna eklenen geçici 4. maddesinde "Bu...