DAVA: Marka (Marka İtibarının Kaybı Nedeniyle Tazminat İstemli) DAVA TARİHİ: 03/02/2026 KARAR TARİHİ: 04/02/2026 Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İtibarının Kaybı Nedeniyle Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Davalı tarafça müvekkil şirket aleyhine ------- Esas sayılı dosyasında ikame edilen davada, mahkemece ------tarihinde tesis edilen ihtiyati tedbir kararı, müvekkil şirketin ticari varlığını ve operasyonel kabiliyetini doğrudan hedef alan ağır sonuçlar doğurmuştur. Söz konusu tedbir kararı ile müvekkilin tabela kullanımı durdurulmuş, ürünlerine el konulmuş ve ticari faaliyetleri hukuka aykırı bir biçimde durdurulmuştur. Ancak bu haksız müdahale, tarafımızca yapılan istinaf başvurusu neticesinde------- sayılı ilamı ile ortadan kaldırılmıştır. ------- Adliye Mahkemesi, somut...
T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/39 Esas KARAR NO: 2026/16 DAVA: Marka (Marka İtibarının Kaybı Nedeniyle Tazminat İstemli) DAVA TARİHİ: 03/02/2026 KARAR TARİHİ: 04/02/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İtibarının Kaybı Nedeniyle Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Davalı tarafça müvekkil şirket aleyhine ------- Esas sayılı dosyasında ikame edilen davada, mahkemece ------tarihinde tesis edilen ihtiyati tedbir kararı, müvekkil şirketin ticari varlığını ve operasyonel kabiliyetini doğrudan hedef alan ağır sonuçlar doğurmuştur. Söz konusu tedbir kararı ile müvekkilin tabela kullanımı durdurulmuş, ürünlerine el konulmuş ve ticari faaliyetleri hukuka aykırı bir biçimde durdurulmuştur. Ancak bu haksız müdahale, tarafımızca yapılan istinaf başvurusu neticesinde------- sayılı ilamı ile ortadan kaldırılmıştır. ------- Adliye Mahkemesi, somut olayda ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığını, uyuşmazlığın özünde bir marka tecavüzü değil, sözleşme hukukuna dayalı bir tazminat davası olduğunu vurgulayarak yerel mahkemenin kararını kesin olarak kaldırdığını, yüksek mahkemenin taraflar arasındaki hukuki ilişkinin halen yürürlükte olan bir lisans sözleşmesine dayandığını, sözleşme feshedilmeden marka hakkına dayalı olarak tabelanın indirilmesi veya ürünlerin toplatılması gibi radikal tedbirlerin uygulanmasının temel hukuk prensiplerine ve HMK 389 ile SMK 159 maddelerine aykırı olduğunu tescil etmiştir. Bu karar ile birlikte, davalının talebi üzerine uygulanan ihtiyati tedbirin en başından itibaren haksız olduğu ve hukuki dayanaktan yoksun bulunduğu yargısal bir kesinlik kazanmıştır. Tedbirin haksızlığının bu şekilde bir üst mahkeme kararı ile saptanmış olması, HMK 399. maddesi anlamında tazminat sorumluluğunun doğması için gerekli olan ilk ve en temel şartı yerine getirdiğini, hukuk sistemimizde ihtiyati tedbir, geçici hukuki koruma sağlayan bir müessese olmasına rağmen, bu kararın infaz edilmesiyle karşı tarafın mülkiyet ve ticari faaliyet haklarına ciddi sınırlamalar getirilmektedir. Bu nedenle kanun koyucu, lehine tedbir kararı verilen tarafın, bu tedbirin haksız çıkması durumunda oluşacak zararları tazmin etmesini "kusursuz sorumluluk" esasına bağladığını, HMKnın 399. maddesi, ihtiyati tedbirin haksızlığı anlaşıldığında, lehine tedbir verilen tarafın hiçbir kusuru olmasa dahi bu tedbir nedeniyle doğan zararları gidermekle yükümlü olduğunu, bu sorumluluk rejimi, tedbir isteyen tarafın "haklılık" riskini üstlenmesi gerektiğini ortaya koyduğunu, davalının tedbir talep ederken kötü niyetli olup olmamasının veya mahkemeyi yanıltıp yanıltmamasının tazminat yükümlülüğü açısından bir önem arz etmediğini, sorumluluğun doğması için tedbirin icra edilmiş olması ve bu tedbirin daha sonra haksızlığının saptanması yeterli olduğunu, müvekkili şirket örneğinde; tabelanın indirilmesi ve ürünlerin yediemine alınması işlemler...