Mahkememizde görülmekte olan Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin sermayesi 1.500.000,00 TL olup müvekkilinin % 33.3 oranında davalı şirketin hissedarı olduğunu, müvekkilinin yönetimde temsil edilmesi engellenmekte, şirket defter ve kayıtlarına erişimi sağlanmamakta, finansal tablolar paylaşılmamakta, genel kurul toplantılarından haberdar edilmemekte olduğunu, şirketin, diğer ortak(lar) tarafından tamamen tek taraflı ve şeffaflıktan uzak şekilde yönetilmekte olup müvekkilinib ortaklık hakları ağır biçimde ihlal edilmekte olduğunu, şirket yönetiminin kötüleşmesi ve şirket varlığının tehlikeye düşmesi son dönem mali tablolar açıklanmadığını, şirket borçlarının arttığı bilgileri taraflarına ulaştığını, şirket varlıklarının üçüncü kişilere devredildiğini, şirket...
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/1041 KARAR NO : 2025/876
DAVA : Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) DAVA TARİHİ : 14/11/2025 KARAR TARİHİ : 17/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin sermayesi 1.500.000,00 TL olup müvekkilinin % 33.3 oranında davalı şirketin hissedarı olduğunu, müvekkilinin yönetimde temsil edilmesi engellenmekte, şirket defter ve kayıtlarına erişimi sağlanmamakta, finansal tablolar paylaşılmamakta, genel kurul toplantılarından haberdar edilmemekte olduğunu, şirketin, diğer ortak(lar) tarafından tamamen tek taraflı ve şeffaflıktan uzak şekilde yönetilmekte olup müvekkilinib ortaklık hakları ağır biçimde ihlal edilmekte olduğunu, şirket yönetiminin kötüleşmesi ve şirket varlığının tehlikeye düşmesi son dönem mali tablolar açıklanmadığını, şirket borçlarının arttığı bilgileri taraflarına ulaştığını, şirket varlıklarının üçüncü kişilere devredildiğini, şirket malvarlığının azalmasına sebep olacak işlemler yapıldığı yönünde ciddi şüpheler bulunduğunu, şirketin hesap hareketleri paylaşılmadığından, müvekkilinin şirket içi denetim yetkisi fiilen ortadan kaldırıldığını, genel kurul toplantılarının usulsüzlüğü, müvekkiline usulüne uygun tebligat yapılmaksızın genel kurul toplantıları yapılmaya başlandığını, bu toplantılarda alınan kararlar müvekkiline sonradan bildirilmekte, hatta zaman zaman hiç bildirilmediğini, TTK m. 446 gereği toplantıya çağrı usulsüz olduğunu ve bu şekilde alınan kararların tamamı hukuka aykırı olduğunu, şirketin ivedi müdahaleye ihtiyacı olduğunu, yönetim mekanizmasının kilitlendiğini, şirket faaliyetleri şeffaflığını yitirdiğini, ortaklar arasındaki uyuşmazlık derinleştiğini, şirketin bu şekilde yönetilmeye devam edilmesi halinde: mal varlığının azalacağını, zarara uğrayacağını, ortaklık haklarının tamamen ortadan kalkacağını ve şirketin faaliyetinin durma noktasına geleceğinin aşikâr olduğunu tüm bu nedenlerle davalı şirkete, şirketin sağlıklı işleyişini sağlamak üzere mahkemece uygun görülecek nitelikte, bağımsız ve tarafsız bir kayyum atanmasına, kayyumun şirket yönetimini devralması ve şirket defter, kayıt, banka hesapları üzerinde tam yetkili kılınmasına ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Dava, davalı şirkete yönetim kayyımı atanması istemine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda, anonim şirketin münfesih olma durumlarının ortaya çıkması halleri dahil şirkete yönetim kayyımı atanmasına ilişkin herhangi bir düzenleme yoktur. Zira şirketin genel kurul tarafından seçilen yönetim kurulu tarafından idare olunması esastır.TMK'nın 427/4 maddesi gereği organ boşluğu bulunması halinde ticaret şirketlerinde kayyım atanması mümkündür. Kayyım, kayyımın atanmasına yol açan durumlarla sınırlı yetkilidir. Eğer kayyım atanması belli bir...