Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 01/04/2017 tarihinde, plakası tespit edilemeyen ve sürücüsü bilinmeyen bir aracın yolun karşısına geçmek isteyen yaya davacı ...'a çarparak yaralanmasına neden olduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere zararın kapsamı belli olduktan sonra miktarı açıklanacak maddi tazminatın sigorta limitini aşmamak üzere temerrüt tarihinden itibaren işletilecek faiziyle birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle; Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık...
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 40. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO:2021/1579 KARAR NO:2025/1074 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:25/05/2021 NUMARASI:2017/724 (E) - 2021/434 (K) DAVANIN KONUSU:Maddi Tazminat KARAR TARİHİ:04/07/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 01/04/2017 tarihinde, plakası tespit edilemeyen ve sürücüsü bilinmeyen bir aracın yolun karşısına geçmek isteyen yaya davacı ...'a çarparak yaralanmasına neden olduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere zararın kapsamı belli olduktan sonra miktarı açıklanacak maddi tazminatın sigorta limitini aşmamak üzere temerrüt tarihinden itibaren işletilecek faiziyle birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle; Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğinin uygulanmasının tek sebebinin Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına yapılan atıf olduğunu, 17/07/2020 tarihli 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı Anayasa Mahkemesi Kararı ile de bu dayanağın ortadan kalktığını, bu sebeple maluliyet raporunun Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliğine; düzenlenemiyorsa Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine uygun olarak düzenlenmesi gerektiğini, nitekim hükme esas alınan maluliyet raporunda müvekkilinin tibia ve fibula fraktürlerinin olduğunun belirtildiğini ancak müvekkilinin maluliyeti ile hükme esas alınan maluliyet oranı ve iyileşme sürecinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve hakkaniyet ilkesi ile de bağdaşmadığını, bu konudaki itirazlarının Mahkemece değerlendirilmediğini ayrıca davacı 18 yaşından küçük ve gelir getiren bir işte çalışmıyor olsa da geçici iş göremezlik süresi boyunca zararının olmadığı şeklinde yorum yapmanın hakkaniyete aykırılıkla birlikte Yargıtayın benimsemiş olduğu efor-güç kaybı prensibine de aykırı olduğunu, davacı küçüğün iyileşme döneminde başkalarına göre daha fazla efor sarf ederek hayatını idame ettireceği ve bu nedenle bu dönem için zarar hesabı yapılacağının Yargıtayın yerleşik içtihatları ile kabul edildiğini, bu durumda mahkemece davacının iyileşme dönemi içinde efor kaybı talep edebileceğinin kabul edildiğini, bu nedenlerle geçici iş göremezlik tazminatı şartlarının bulunmadığına ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik ka...