Sigorta tazminatını ödeyen sigortacının, sigorta ettirenin halefi sıfatiyle Türk Ticaret Kanununun 1301 inci maddesi gereğince zarara sebebiyet veren aleyhinde açacağı rücu davasının zamanaşımının, sigortacının sigorta ettirene vaki tediye tarihinden başlayacağına ilişkin Yargıtay Ticaret Dairesinin 23/1/1968, 9/5/1968 ve 30/5/1969 tarihli kararları ile sigorta ettiren için zamanaşımı hangi tarihte başlarsa, onun halefi olan sigortacı yönünden de aynı tarihte başlıyacağı kuralını kapsayan 16/5/1963, 26/1/1968 ve 15/5/1969 tarihli kararları arasında açıkça içtihat uyuşmazlığı bulunduğu anlaşıldıktan sonra konu, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Kısmı Genel Kurulunda görüşülüp, gereği düşünüldü: I- İçtihat uyuşmazlığının isabetle giderilebilmesi için, her şeyden önce konunun isabetle tayin ve tahdit edilmesi gerekir. a) İçtihat uyuşmazlığına konu olan olaylar, genellikle trafik olayı...
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu E.1970/2 K.1972/1 T.17.1.1972 R.Gazete No.14134 R.G. Tarihi: 20.3.1972 SİGORTACININ ZARAR VERENE AÇACAĞI RÜCU DAVASINDA ZAMANAŞIMI SİGORTA TAZMİNATINI ÖDEYEN SİGORTACININ, ZARARA SEBEBİYET VEREN ALEYHİNE SİGORTA ETTİRENİN HALEFİ SIFATİYLE AÇACAĞI DAVANIN ZAMANAŞIMI, SİGORTA ETTİRENİN AYNI ŞAHIS ALEYHİNDE AÇABİLECEĞİ DAVANIN ZAMANAŞIMINA TABİ OLUP AYNI TARİHTE BAŞLAR. Sigorta tazminatını ödeyen sigortacının, sigorta ettirenin halefi sıfatiyle Türk Ticaret Kanununun 1301 inci maddesi gereğince zarara sebebiyet veren aleyhinde açacağı rücu davasının zamanaşımının, sigortacının sigorta ettirene vaki tediye tarihinden başlayacağına ilişkin Yargıtay Ticaret Dairesinin 23/1/1968, 9/5/1968 ve 30/5/1969 tarihli kararları ile sigorta ettiren için zamanaşımı hangi tarihte başlarsa, onun halefi olan sigortacı yönünden de aynı tarihte başlıyacağı kuralını kapsayan 16/5/1963, 26/1/1968 ve 15/5/1969 tarihli kararları arasında açıkça içtihat uyuşmazlığı bulunduğu anlaşıldıktan sonra konu, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Kısmı Genel Kurulunda görüşülüp, gereği düşünüldü: I- İçtihat uyuşmazlığının isabetle giderilebilmesi için, her şeyden önce konunun isabetle tayin ve tahdit edilmesi gerekir. a) İçtihat uyuşmazlığına konu olan olaylar, genellikle trafik olayı şeklinde meydana gelmiştir. Bir araç karayolunda devrilmiş veya iki yahut daha ziyade araç çarpışmış ve bundan araçlar veya içinde bulunan insanların hayatı yahut da cismanî bütünlüğü, zarar görmüştür. b) Bu durumda olaydan zarar görenlerin, diğer hal ve şartlara göre zarara sebebiyet verenler aleyhinde değişik sebeplere dayanan dava hakları vardır. Bu hakların tespiti, onları halefiyet yolu ile iktisap edebilecek bulunan sigortacının hukukî durumunun belirtilmesi bakımından zorunludur. 1- Genel hükümlerden önce, özel bir kanun olan 6085 sayılı 232 sayılı Kanunla değişik Karayolları Trafik Kanununun 50 nci maddesinin ilk fıkrası hükmü gereğince zararı meydana getiren araç sahibinin kusur sorumluluğu söz konusu olur. Bu maddenin genel hükümlere atıf yapan 5 inci fıkrası hükmü müstesnadır. 2- Bundan başka zarara sebebiyet veren aracı kullanan şöförün, Borçlar Kanununun 41 inci maddesinden doğan kusur sorumluluğu vardır. 3- Nihayet sözü edilen şoförü istihdam eden şahsın yine Borçlar Kanununun 55 inci maddesine müstenit kusursuz sorumluluğu düşünülebilir. 4- Ayrıca Türk Ticaret Kanununun 781, 785, 786 ve 806 ncı maddeleri hükümleri gereğince taşıyıcının kusur sorumluluğu söz konusu olur. İlk üç halde sorumluluk, haksız eylem kurallarına tâbi olduğu için kanundan, son halde taşıma akdine dayanması sebebiyle akitten doğar. c) Bu sorumluluk hallerinde uygulanacak zamanaşımına gelince, Trafik Kanununun 50 nci maddesinin ilk fıkrası hükmüne dayanan sorumlulukta zamanaşımı, aynı maddenin son fıkrasında yazılı olduğu üzere "zarar görenin zarara ve failine ıttılaı tarihinden" başlar ve süresi iki yıldır ve "her halde zararı doğuran fiilin vukuundan itibaren on yıllık...