5816 sayılı kanunun 1 inci maddesine temas eden fiillerde aleniyet unsurundan ayrı olarak ihtilâtın da mevcudiyetini aramağa lüzum olup olmadığı hakkında Yargıtay Ceza Umumi Heyetinin 9/11/1953 tarih ve E: 3/45, K: 55 tebliğname 8/280 sayılı ilâmiyle 29/9/1958 tarih ve E: 3/116, K: 137 tebliğname 9/197 sayılı ilâmı arasında mübayenet ve içtihat ihtilâfı bulunduğundan bahisle keyfiyetin Tevhidi İçtihat yoliyle halli talebini ihtiva eden 3 üncü Ceza Dairesi Reisliğinin 30/1/1959 tarihli tezkeresinin Yüksek Birinci Riyaset makamından İçtihadı Birleştirme Büyük Heyetine havalesi üzerine sözü geçen kararlar arasında ihtilâfın mevcudiyetine ittifakla karar verildikten sonra işin esası tetkik ve müzakere olunarak aşağıdaki karar tesbit edildi : 5816 sayılı kanunun 1 inci maddesinde Atatürk'ün hâtırasına alenen hakaret eden veya söğen kimse hakkında ceza tâyin ve tertip edilmiştir. İşbu...
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu E.1959/6 K.1960/11 T.13.6.1960 R.Gazete No. 10611 R.G. Tarihi: 23.9.1960 ATATÜRK ALEYHİNE SUÇLAR ATATÜRK ALEYHİNE İŞLENEN SUÇLAR HAKKINDAKİ 5816 SAYILI KANUNUN BİRİNCİ MADDESİNE TEMAS EDEN FİİLLERDE ALENİYETTEN AYRI OLARAK İHTİLAT UNSURUNUN DA ARANMASINA GEREK YOKTUR. 5816 sayılı kanunun 1 inci maddesine temas eden fiillerde aleniyet unsurundan ayrı olarak ihtilâtın da mevcudiyetini aramağa lüzum olup olmadığı hakkında Yargıtay Ceza Umumi Heyetinin 9/11/1953 tarih ve E: 3/45, K: 55 tebliğname 8/280 sayılı ilâmiyle 29/9/1958 tarih ve E: 3/116, K: 137 tebliğname 9/197 sayılı ilâmı arasında mübayenet ve içtihat ihtilâfı bulunduğundan bahisle keyfiyetin Tevhidi İçtihat yoliyle halli talebini ihtiva eden 3 üncü Ceza Dairesi Reisliğinin 30/1/1959 tarihli tezkeresinin Yüksek Birinci Riyaset makamından İçtihadı Birleştirme Büyük Heyetine havalesi üzerine sözü geçen kararlar arasında ihtilâfın mevcudiyetine ittifakla karar verildikten sonra işin esası tetkik ve müzakere olunarak aşağıdaki karar tesbit edildi : 5816 sayılı kanunun 1 inci maddesinde Atatürk'ün hâtırasına alenen hakaret eden veya söğen kimse hakkında ceza tâyin ve tertip edilmiştir. İşbu hakaret ve söğme suçunun tekevvün ve tahakkuku için madde metninde açıkça yazılı olduğu üzere hakaret veya söğmenin alenen vukuu kâfi olup ayrıca ihtilât unsurunun aranacağını istidlâl ve istihraca medar kanuni bir kayıt ve sarahat yoktur. Esasen cezalı kanunlarda kanunun açık hükmü haricinde yorum yoliyle bir suç unsuru ihdas ve ilavesine hukuken cevaz ve imkân bulunmamaktadır. Maddedeki hakaret ve söğme tabirleri, Atatürk'ün hâtırasına karşı işlenen fiili tâyin ve tebarüz ettirme maksadiyle konmuştur. Mücerret bu tabirler ele alınarak aleniyetten başka, aynı zamanda Türk Ceza Kanununun 480 ve 482 nci maddelerinde olduğu gibi ihtilât unsurunun da bulunması iktiza eylediğini düşünmek, 5816 sayılı kanunun sarahatına ve maksadı tedvinine aykırı düşer. Nitekim Türk Ceza Kanununun Devletin şahsiyetine karşı cürümler babının ikinci faslında; Büyük Millet Meclisi, Hükümetin ve Adliyenin mânevi şahsiyeti, Türkiye Cumhuriyeti kanunları gibi mânevi yüksek varlıklara karşı işlenen fiillere taalluk eden 159 ve 160 ıncı maddeler yalnız aleniyet unsurunu ihtiva etmekte, şimdiye kadar cari tatbikatta bu kâbil fiillerin tekevvünü için aleniyetten ayrı olarak ihtilâf unsurunun mevcudiyeti aranmamaktadır. Aksinin düşünülmesi takdirinde, Türk Milletine mal olan ve inkılâplariyle sembolleşen Atatürk'ün hâtırasına hakaret veya söğme Türk Ceza Kanununun 488 inci maddesi muvacehesinde lâalettayin ölmüş bir kimsenin hâtırasından daha az teminatlı bir durum yaratacak ve 5816 sayılı kanunun 1 inci maddesini işlemez bir hale koyacaktır. Sonuç: 5816 sayılı kanunun 1 inci maddesine temas eden Atatürk'ün hâtırasına alenen hakaret veya söğme suçlarının tekevvününde aleniyetten başka ayrıca ihtilât unsurunun aranmasına lüzum bulunmadığına ilk toplantıda reylerin üçte ikisini geçen ekseriyet...