Hukuk Umumi Heyetinin 4/187 E. 185 K. sayılı ve 12/9/1956 günlü ve 3/129 E. 130 K. sayılı ve 20/10/1954 günlü kararlariyle Dördüncü Hukuk Dairesinin 6516/5269 sayılı ve 30/11/1955 günlü ilâmlarında bir dâva hakkında verilen kararın Temyiz Mahkemesince vazife cihetine dokunulmıyarak başka cihetlerden bozulmasından sonra mahkemece dâvada vazifesizlik kararı verilmesinin usule aykırı olduğu kabul edildiği halde Dördüncü Hukuk Dairesinin 360/3636 sayılı ve 28/5/1957 günlü ilâmında dâva devam ettikçe vazife cihetinin göz önünde tutulabileceği ve ilk bozma kararında mahkemenin vazifesizliğinin bozma sebebi sayılmamış bulunmasının mahkemenin bozmaya uymasından sonra vazifesizlik kararı vermesine engel olmıyacağı esası benimsenmiştir. Bu itibarla kararlar arasında birbirini tutmazlık bulunduğuna İçtihadı Birleştirme Büyük Heyetince ittifakla karar verildikten sonra mesele incelendi, gereği...
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu E.1957/13 K.1959/5 T.4.2.1959 R.Gazete No. 10193 R.G. Tarihi: 28.4.1959 GÖREVSİZLİK KARARI USULİ MÜKTESEP HAK HÜKMÜNÜN GÖREV KONUSUNDA KURAL OLARAK UYGULANMAYIP; DURUŞMANIN BİTTİĞİ BİLDİRİLİNCEYE KADAR GÖREVSİZLİK KARARI VERİLEBİLİR. Hukuk Umumi Heyetinin 4/187 E. 185 K. sayılı ve 12/9/1956 günlü ve 3/129 E. 130 K. sayılı ve 20/10/1954 günlü kararlariyle Dördüncü Hukuk Dairesinin 6516/5269 sayılı ve 30/11/1955 günlü ilâmlarında bir dâva hakkında verilen kararın Temyiz Mahkemesince vazife cihetine dokunulmıyarak başka cihetlerden bozulmasından sonra mahkemece dâvada vazifesizlik kararı verilmesinin usule aykırı olduğu kabul edildiği halde Dördüncü Hukuk Dairesinin 360/3636 sayılı ve 28/5/1957 günlü ilâmında dâva devam ettikçe vazife cihetinin göz önünde tutulabileceği ve ilk bozma kararında mahkemenin vazifesizliğinin bozma sebebi sayılmamış bulunmasının mahkemenin bozmaya uymasından sonra vazifesizlik kararı vermesine engel olmıyacağı esası benimsenmiştir. Bu itibarla kararlar arasında birbirini tutmazlık bulunduğuna İçtihadı Birleştirme Büyük Heyetince ittifakla karar verildikten sonra mesele incelendi, gereği konuşuldu : Başka başka adlî mahkemeler, gerekse adlî mahkeme ile idari mahkemeleri arasındaki vazife bölümü, tarafların hukuki durumlarını belli bir teminat altında bulundurmak gayesiyle kabul edilmiştir. Bu itibarla bir konunun ancak vazifeli kaza mercii tarafından karara bağlanmasını sağlamak, Usul Kanununun ana prensiplerinden sayılmıştır. Nitekim, Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanununun 7 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında (Rüyet ve tetkikı diğer bir mahkemeye veya idare makamlarından birine ait bir dâva mahkemeye arzolunursa mahkeme vazifedar olmadığına re'sen karar verir. Vazife iddiası, muhakeme bitinceye kadar dermeyan edilebilir.) denilmekle mahkemede dâva görüldükçe re'sen vazifesizlik kararı verilebileceği kabul edilmektedir ki, bu hüküm, âmme intizamı hükümlerindendir. Bir mahkeme kararının her ne sebeple olursa olsun Temyizce bozulması sonunda mahkemenin bozma kararına uymasiyle dâva yeniden duruşma (Muhakeme) safhasına girmiş olacağı cihetle duruşma henüz bitmemiş demektir. O halde vazife cihetinin bozmaya uyularak yapılan muhakeme sırasında da re'sen göz önünde tutulması, kanunun 7 nci maddesinin açık hükmüne uygun bulunmaktadır. Temyizce bir kararın bozulması ve mahkemenin bozma kararına uyması halinde bozulan kararın bozma sebeplerinin şümulü dışında kalmış cihetlerinin kesinleşmiş sayılması, dâvaların uzamasını önlemek maksadiyle kabul edilmiş çok önemli bir usulî hükümdür. Bir cihetin bozma kararının şümulü dışında kalması da iki şekilde olabilir. Ya o cihet, açıkça bir temyiz sebebi olarak ileri sürülmüş fakat dairece itiraz reddedilmiştir, yahutta onu hedef tutan bir temyiz itirazı ileri sürülmemiş olmasına rağmen dosyanın Temyiz Dairesince incelendiği sırada dosyada bulunan yazılardan onun bir bozma sebebi sayılması mümkün bulunduğu halde o cihet Dairece bozma se...