Müktesep hak düşüncesiyle vazife cihetinden bozma yapılıp yapılmıyacağı hususunda Yargıtay Dördüncü Ceza Dairesinin 18/4/1946 tarih ve 3902 ve 7/12/1949 tarih ve 15089 sayılı kararlarını havi ilâmları arasında meydana gelen içtihat uyuşmazlığının çözülmesi mezkûr Daire Başkanlığının 20/12/1949 tarihli yazısiyle istenilmesine mebni toplanan İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunca yapılan tartışma ve inceleme sonunda; Yukarda yazılı Dördüncü Ceza Dairesinin ilâmlarında gösterildiği üzere mahkemenin görev dışında bir dâvayı hükme bağlamış olması halinde bu hükmün sanığın temyizi üzerine müktesep hakka halel gelmemek üzere bozulduğu halde diğer bir ilâmda, dâvanın görev dışında hükme bağlanması halinin; aleyhe bozma sebebi sayılmadığının gösterilmesiyle iktifa edildiği anlaşılmıştır. Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 307 nci maddesinde; «temyiz; ancak hükmün kanuna muhalif olması sebebine...
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu E.1947/21 K.1950/1 T.15.2.1950 R.Gazete No. 7540 R.G. Tarihi: 23.6.1950 GÖREV DIŞINDA VERİLEN BİR HÜKMÜN SANIK TARAFINDAN TEMYİZİ GÖREV DIŞINDA VERİLEN BİR HÜKMÜN SANIK TARAFINDAN TEMYİZ EDİLMESİ HALİNDE, USUL KANUNUNUN 326 NCI MADDESİYLE KABUL EDİLEN ESAS DAİRESİNDE MÜKTESEP HAKKA HALEL GELMEMEK ÜZERE HER HALDE HÜKMÜN BOZULMASI GEREKİR. Müktesep hak düşüncesiyle vazife cihetinden bozma yapılıp yapılmıyacağı hususunda Yargıtay Dördüncü Ceza Dairesinin 18/4/1946 tarih ve 3902 ve 7/12/1949 tarih ve 15089 sayılı kararlarını havi ilâmları arasında meydana gelen içtihat uyuşmazlığının çözülmesi mezkûr Daire Başkanlığının 20/12/1949 tarihli yazısiyle istenilmesine mebni toplanan İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunca yapılan tartışma ve inceleme sonunda; Yukarda yazılı Dördüncü Ceza Dairesinin ilâmlarında gösterildiği üzere mahkemenin görev dışında bir dâvayı hükme bağlamış olması halinde bu hükmün sanığın temyizi üzerine müktesep hakka halel gelmemek üzere bozulduğu halde diğer bir ilâmda, dâvanın görev dışında hükme bağlanması halinin; aleyhe bozma sebebi sayılmadığının gösterilmesiyle iktifa edildiği anlaşılmıştır. Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 307 nci maddesinde; «temyiz; ancak hükmün kanuna muhalif olması sebebine müstenit olabilir. Hukuki bir kaidenin tatbik edilmemesi yahut yanlış tatbik edilmesi kanuna muhalefettir» denilmiştir. Hukuki kaidenin ne gibi hallerde ihlâl edildiğini birer, birer saymak mümkün olmadığından kanun, bu hususun takdirini Yargıtaya terketmiş olduğundan Yargıtay Ceza Daireleri; kanunun her hangi bir hükmüne riayet edilmemesi halini, bozma sebebi sayıp saymamakta takdir hakkına malik bulunmakta ise de, kanuna mutlaka muhalefet sayılan hallerde behemehal hükmün bozulması zarureti vardır. Bu haller, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 308 inci maddesinde sekiz bent altında gösterilmiştir. Mahkemenin kanuna muhalif olarak dâvayı bakmağa kendini vazifeli görmesi hali de, mezkûr 308 inci maddenin dördüncü bendinde irae edilmiştir. Yargıtay Ceza Daireleri kendisine sevkedilen işlerde, yalnız temyiz dilekçesinde ve lâyihasında gösterilen noksan ve hatalara tetkikatını hasretmeyip kanun hükmünün her hangi bir surette ihlâl edildiğini gördüğü surette hükmü bozmak ve muayyen hallerde hükmü bozduktan sonra dâva evrakını o mahkemeye tekrar göndermek suretiyle işin intacının uzamasına mahal bırakmaksızın esas hakkında da karar vermek yetkisine malik bulunmaktadır. Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu madde :(320, 322). Yargıtay Ceza Daireleri, mahkemenin görev dışı verilen bir hükmü bozduğu takdirde yetkili mahkemeyi tâyin eder ve işi vazifeli mahkemeye gönderir. Usul Kanunu 323 ancak; sanığın temyizi üzerine bir hükmün görev cihetinden bozulmuş olması halinde; Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 326 ncı maddesiyle kabul edilen esas dairesinde evvelki hüküm ile tâyin olunan cezadan daha ağır ceza tatbikı madalet kaideleri ve müktesep hak mülâhazasiyle telifi mümkün olmadığından sanığın müktesep hakkını...