Mahkememizde görülmekte olan Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin aynı aileye mensup ortaklar tarafından kurulduğunu ve uzun senelerdir ticari faaliyette bulunmadan sadece kira geliri olan bir şirket olduğunu ancak şirket faaliyetini yönetim kurulunda yer alan üyelerin kendi çıkarlarının ön plana alınarak ve şirket üzerinden menfaat sağlayarak seneler içinde giderek keyfi yönetilmeye başlandığını ve son senelerinde şirket yönetimine ve şirket gelirlerinde aksaklıklar meydana geldiğini, şirketin yönetilemez hale geldiğini ve zarara uğratıldığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; şirketteki yönetim kurul organının yasal ve hukuki zeminde olmayışı, üyelerinin keyfi çıkarları doğrultusunda usulsüz karar alması ve genel kurulun yapılamaması ve genel kurul...
T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/373 Esas KARAR NO : 2023/623
DAVA : Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) DAVA TARİHİ : 17/04/2023 KARAR TARİHİ : 12/07/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/07/2023
Mahkememizde görülmekte olan Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin aynı aileye mensup ortaklar tarafından kurulduğunu ve uzun senelerdir ticari faaliyette bulunmadan sadece kira geliri olan bir şirket olduğunu ancak şirket faaliyetini yönetim kurulunda yer alan üyelerin kendi çıkarlarının ön plana alınarak ve şirket üzerinden menfaat sağlayarak seneler içinde giderek keyfi yönetilmeye başlandığını ve son senelerinde şirket yönetimine ve şirket gelirlerinde aksaklıklar meydana geldiğini, şirketin yönetilemez hale geldiğini ve zarara uğratıldığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; şirketteki yönetim kurul organının yasal ve hukuki zeminde olmayışı, üyelerinin keyfi çıkarları doğrultusunda usulsüz karar alması ve genel kurulun yapılamaması ve genel kurul kurumunun işletilememesi durumlarının giderilmesi, denetçi organının oluşturulamaması sebebiyle tüm bunların giderilmesi açısından kayyım atanmasını dava masrafları ile vekâleti ücretin davalı yana bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava dilekçesindeki iddialarının kabulünün taraflarınca mümkün olmadığını, davacı haricindeki diğer yönetim kurulu üyelerinin birlikte imza atmasında hukuki bir engel veyahut hukuka aykırılık bulunmadığını, davacının şirketin zarara uğradığına ilişkin beyanlarına itibar edilmemesini, davacının kar payını eksiksiz ve zamanında aldığını, davacı şirkete "yönetim kayyımı" atanmasını talep etmiş ise de davacının söz konusu talebinin hukuka aykırı olduğunu, organ yoksunluğundan bahsedilemeyeceğini, bir şirketin kötü yönetildiği iddiasının yönetim kayyımı talebine dayanak yapılamayacağının ortada olduğunu, yine davacının müvekkili şirket aleyhine her ne kadar organ yoksunluğu iddiasını ileri sürmüş ise de olağan genel kurul toplantısı tutanakları dikkate alındığında mevcut ve devam eden bir organ yoksunluğı halinin bulunmadığının açıkça görüleceğini, bu sebepten işbu davanın reddini talep ettiklerini, arz ve izah olunan nedenlerle, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Talep, anonim şirkete yönetim kayyımı tayin edilmesi istemine ilişkindir. Gerek 6102 Sayılı TTK ve gerekse özel yasalarda anonim şirkete temsil kayyımı atanmasına ilişkin bir hüküm bulunmamakla birlikte 6102 Sayılı TTK'nın 1. Maddesinde "Türk Ticaret Kanununun, Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir parçası" olduğuna ilişkin hükmü karşısında konu ile ilgili 4721 Sayılı TMK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Türk Medeni Kanununun 426 maddesinde düzenlenen temsil...