ÖNCEDEN KESİNLEŞMİŞ HUKUKİ DURUMLARIN YENİDEN İNCELENMESİ YASAL OLARAK MÜMKÜN OLMADIĞINDAN, ŞİRKET ADINA DÜZENLENEN İHBARNAMELERİN USULÜNE UYGUN TEBLİĞ EDİLİP EDİLMEDİĞİ İNCELENEREK VARILAN SONUÇ HÜKME ESAS ALINMASININ HUKUKA UYGUN DÜŞMEDİĞİ HAKKINDA
Vergi Dava Daireleri Kurulu 2018/1118 E. , 2019/478 K.
"İçtihat Metni"
T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2018/1118 Karar No : 2019/478
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : KARŞI TARAF (DAVACI) : VEKİLİ : İSTEMİN KONUSU : .... Vergi Mahkemesinin, ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı adına, ........... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin 2005 yılına ait vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen 26/07/2012 tarih ve ... takip numaralı ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır. Mahkemenin ilk kararının özeti: .... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında aşağıdaki hukuksal nedenler ve gerekçeye yer verilmiştir: Davacının kanuni temsilcisi olduğu şirket adına düzenlenen ihbarnamelere ilişkin tebliğ alındılarının 213 sayılı Kanunun 102. maddesinde belirtilen kişilerden birine imzalatılmadığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla usulüne uygun tebliğ bulunmadığından kesinleşmiş bir amme alacağının varlığından bahsedilemeyeceği açıktır. Vergi Mahkemesi, bu tespitlerden hareketle, uyuşmazlık konusu ödeme emrinin iptaline karar vermiştir. Daire kararının özeti: Davalı idarenin temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin, 02/03/2017 tarih ve E:2013/4745, K:2017/2195 sayılı kararında aşağıdaki hukuksal nedenler ve gerekçeye yer verilmiştir: Türk Vergi Sisteminde, vergi ve benzeri mali yükümlülüklerin tarh ve tahakkuk usulleri 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nda, tahsil usulleri ise 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'da düzenlenmiştir. Bir kamu alacağının tahsil edilebilmesi için öncelikle 213 sayılı Yasaya göre tarh ve tahakkuk usulleri ile 6183 sayılı Yasaya göre tahsil usullerinin sırasıyla denenmiş olması zorunludur. Bu zorunluluğun doğal sonucu olarak, sistematiğin içinde yer alan bir idari işlemin bu amaçla tesis edilebilmesi için bir önceki hukuki durumun tekemmül etmiş olması hali aranmalıdır. Dolayısıyla bir önceki safha tekemmül etmeksizin bir sonraki safhaya ilişkin idari işlem tesis edilemeyeceği gibi, sistematik içinde yer alan herhangi bir işleme karşı dava açılması durumunda ise önceden kesinleşmiş hukuki durumların yeniden incelenmesi yasal olarak mümkün değildir. Olayda dava konusu ödeme emrinin dayanağı olan ve şirket adına düzenelenen 12/11/2007 tarihli ve ... sayılı vergi ceza ihbarnamesinin şirketin bilinen adresine memur eliyle tebliğe çıkarıldığı, adres tespit tutanağına muhatabın adreste tanınmadığı belirtilerek yalnızca memur tarafından imzalandığı, bunun üzerine 03/10/2008 tarihinde ilanen tebliğ edildiği, daha sonra şirket adına düzenenlenen 15/01/2013 tarihli ve ... sayılı ödeme emrinin ise "...." adresinde tebliğe çıkarıldığı, tebliğ alındısının üzerine "adresten ayrıldığının beyan edildiği" ibaresi yazılarak muhtar ve posta dağıtıcısı tarafından...