Kanuni temsilciler için öngörülen sorumluluk, tüzel kişinin vergi ile ilgili ödevlerinin gereği gibi yerine getirilmemesinden doğmakla birlikte, tüzel kişinin varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilememiş olmak şartına bağlanmasına karşın, limited şirket ortaklarının, şirketten tahsil edilemeyen kamu alacağından sermaye payı düzeyinde doğrudan doğruya sorumlu tutulduğu; limited şirket ortağı ile kanuni temsilcinin takibinin farklı kurallara tabi olduğu ve 6183 sayılı kanun'da, kamu alacağının öncelikle kanuni temsilciden aranması, tahsil edilememesi halinde sermaye payı ile sınırlı olmak üzere ortakların mal varlığından tahsil edilmesini öngören bir sıralama yapılmasına gerek bulunmadığı ve böyle bir sıralama bulunmadığı hakkında.
Vergi Dava Daireleri Kurulu 2010/184 E. , 2012/97 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No: 2010/184 Karar No: 2012/97 Temyiz Eden: ... Vekili: ... Karşı Taraf : ... Vergi Dairesi Başkanlığı İstemin Özeti: ... Limited Şirketinden tahsil edilemeyen kamu alacağının 15.7.2002 tarihine kadar %50, bu tarihten sonra %10 paylı ortağı olan davacıdan tahsili amacıyla ortak olduğu dönem dikkate alınarak payı oranında düzenlenen ödeme emri davaya konu yapılmıştır. Davayı inceleyen ... Vergi Mahkemesi, ... günlü ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacı, 19.2.2002 tarihinde şirketin o dönemde kanuni temsilcisi olan ...'na vekaletname vererek ...'a yerleşmesine ve bu tarihten itibaren hiçbir ortaklar kurulu toplantısına iştirak etmemesine karşın toplantıda hazır bulunmuş gibi yerine imza atıldığı, bilgisi dışında ortaya çıkan gelişmeler nedeniyle alınan kararların kendisini bağlamayacağını iddia etmekte ise de şirket organlarının yasal bir biçimde oluşturulmadığına ilişkin iddianın adli yargı mercilerince incelenebilecek bir konu olduğu, payını devretmediğinden ortaklığının devam ettiği, Mahkemelerinin E: ... sayılı dosyasından, şirketin vergi borcunu karşılayacak miktarda mal varlığı bulunmadığı için davacı ve diğer kanuni temsilci hakkında 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca takibata geçildiğinin anlaşıldığı, bu nedenle davacının ortak olduğu dönem dikkate alınarak payı oranında düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Davacının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dokuzuncu Dairesi, 1.12.2008 günlü ve E:2008/5716, K:2008/5708 sayılı kararıyla; ... Limited Şirketinden tahsil olanağı bulunmayan kamu alacağının öncelikle kanuni temsilciden aranması gerektiği, kanuni temsilciden tahsil edilememesi halinde sermaye payı ile sınırlı olmak üzere ortakların mal varlığından tahsili cihetine gidilebileceği sonucuna ulaşıldığı, Ticaret Sicili Gazetesinden davacının şirketin ortağı olduğu ve çeşitli tarihlerde ..., ... ve ...'ın şirket müdürlüğü yaptıklarının tespit edildiği, bu durumda şirketten tahsil olanağı kalmadığı saptanan kamu alacağının öncelikle kanuni temsilcilerin malvarlığından aranması, tahsil edilememesi halinde davacı adına ödeme emri düzenlenmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuş, vergi idaresinin karar düzeltme istemini, 15.10.2009 günlü ve E:2009/1590, K:2009/3702 sayılı kararıyla reddetmiştir. Bozma kararına uymayan ... Vergi Mahkemesi, ... günlü ve E:..., K:... sayılı kararıyla; ilk kararında ısrar etmiştir. Israr kararı davacı tarafından temyiz edilmiş ve adına düzenlenen 49 ödeme emrine karşı açtığı davada, Vergi Mahkemesinin 48 ödeme emrini iptal ettiği, bu kararlara yöneltilen temyiz istemlerinin 18'inin Bölge İdare Mahkemesi, 30'unun Danıştay Dokuzuncu Dairesi tarafından reddedildiği, vergi idaresinin karar düzeltme istemediği ve kararların kesinleştiği, bu davanın reddinin ise mahkeme kararlarının inandırıcılığı ve yeknesaklığını bozduğu ileri sürülerek bozulma...