Gerçek usulde mükellefiyet tesisine ilişkin işleme karşı süresinde dava açılmadığından reddine ilişkin hüküm fıkrasının temyiz edilmeksizin kesinleştiği göz önüne alındığında, davacının gerçek usulde mükellef kabul edilmesinin kesinleşen bu hükmün zorunlu sonucu olduğu, bu nedenle davanın vergilendirmeye karşı açılan kısmının, kararın kesinleşen hüküm fıkrası gözetilerek incelenmesi ve davacı iddiaları değerlendirildikten sonra karar verilmesi gerektiği hakkında.
Vergi Dava Daireleri Kurulu 2009/549 E. , 2010/149 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No: 2009/549 Karar No: 2010/149 Temyiz Eden: ... Vergi Dairesi Müdürlüğü Karşı Taraf: ... İstemin Özeti: Seyyar tuhafiyecilik faaliyetine ilişkin kazancı 2.9.2002 tarihinden itibaren basit usulde vergilendirilmekte olan davacı adına, 1996 yılına kadar kahvehane işletmeciliğinden dolayı gerçek usulde vergilendirilmesi neden gösterilerek, 2.9.2002 tarihinden itibaren adına gerçek usulde gelir vergisi mükellefiyeti tesis edilmesine ilişkin işlem ve 2002 vergilendirme dönemi için gelir vergisi beyannamesini vermemesi nedeniyle takdir komisyonu kararına dayanılarak re'sen salınan ve gecikme faizi eklenmeksizin kesilen vergi ziyaı cezalı gelir vergisi ve fon payı davaya konu yapılmıştır. Davayı inceleyen ... Vergi Mahkemesi, ... günlü ve E: ..., K: ... sayılı kararıyla; davacı adına gerçek usulde mükellefiyet tesisi işlemi ile yapılan tarhiyat arasında 2577 sayılı Kanunun 5'inci maddesinde aranan ilişkinin varlığı anlaşıldığından, vergi idaresinin bu yöndeki usul itirazına itibar edilmediği, 2.9.2002 tarihinden itibaren basit usulde vergilendirilmekte iken, bu faaliyete başlamadan önce gerçek usulde vergilendirildiği faaliyetini terk ettiği saptanan davacının, adına işe başlama tarihi itibarıyla gerçek usulde mükellefiyet tesis edildiğini bildiren 16.6.2006 tarih ve 20154 sayılı işlemin davacıya, 26.6.2006 tarihinde tebliğ edilmesine karşın, bu tarihi izleyen günden itibaren otuz gün içinde dava açılmadığı, bu nedenle davanın mükellefiyet tesisine ilişkin işleme karşı açılan kısmının süre aşımı nedeniyle incelenemeyeceği, mükellefiyet tesisine ilişkin işlemin süresinde dava konusu yapılmamasının, davacı adına yapılan tarhiyatın incelenmesine engel teşkil etmeyeceği, Gelir Vergisi Kanununun 1.1.1999 tarihinde yürürlüğe giren 4369 sayılı Kanunun 31'inci maddesiyle değişen 46'ncı maddesinde, herhangi bir şekilde gerçek usulde vergilendirilecek olanlar ve gerçek usulde vergilendirilen mükelleflerin bir daha hiçbir şekilde basit usule dönemeyeceklerinin düzenlendiği, bu düzenlemenin aynı Yasanın 50'nci maddesinde 3946 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten sonra 1.1.1994 tarihinden itibaren yer aldığı, 4369 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik sonucu bu kuralın 46'ncı maddeye aktarıldığı ve 50'nci maddenin yürürlükten kaldırıldığı, 50'nci maddenin yürürlükte olduğu tarihte gerçek usulde vergilendirilen ve aynı kural yürürlükte iken kahvehane işletmeciliğini terk eden davacının, daha sonra başladığı seyyar tuhafiyecilik nedeniyle basit usulde vergilendirilmesine, faaliyeti terk ettiği tarihte yürürlükte olan 50'nci maddeden dolayı olanak bulunmadığı, 2.9.2002 tarihinde basit usulde vergilendirilmesini isteyerek seyyar tuhafiyeciliğe başladığını bildiren davacı basit usulde mükellef kabul edilerek, bu usule göre vergilendirilmişse de, vergi idaresince sonradan yapılan tespite istinaden davacının mükellefiyet şeklinin, işlemin yapıldığı 16.6...