67 no.lu kv. g. tebliğindeki vadeli mevduat hesaplarında değerleme yapılmasına ilişkin iptal kararının onanması hk.
Vergi Dava Daireleri Kurulu 2001/172 E. , 2001/311 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No: 2001/172 Karar No: 2001/311 Temyiz Eden: Maliye Bakanlığı Karşı Taraf: ... Anonim Şirketi Vekili: ...- ... İstemin Özeti: 6.2.2000 günlü ve 23956 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 67 Seri Nolu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin "Repo, Ters Repo İşlemlerinde ve Vadeli Mevduat Hesaplarında Değerleme" başlıklı 7 inci bölümünün son paragrafında yer alan "vadeli mevduat hesapları ile ilgili olarak değerleme gününe kadar tahakkuk eden faiz tutarları da repo ve ters repo işlemlerinde olduğu gibi ticari kazancın elde edilmesi ile ilgili hükümler çerçevesinde elde edenler tarafından gelir olarak dikkate alınacaktır." şeklindeki düzenlemenin iptali istemiyle dava açılmıştır. Danıştay Dördüncü Dairesi 6.12.2000 günlü ve E:2000/2098, K:2000/5056 sayılı kararıyla; ticari kazancın elde edilmesinde tahakkuk esası benimsenerek, gelirin mahiyet ve tutar itibarıyla kesinlik kazanmasının arandığı, ticari kazancın tespitinde önemli bir başka hususun ise dönemsellik ilkesi olduğu, Gelir Vergisi Kanunu'nun 38 ve 39 uncu maddeleri ile Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 13 üncü maddesinde kazancın hesap dönemleri itibarıyla tespit edileceğinin belirtildiği, hesap döneminin takvim yılı olduğu, vadeli mevduat hesaplarından elde edilen faiz gelirlerine bu iki ilke açısından bakıldığında, dönem sonunda vadesi dolmamış mevduat hesaplarında bu şartların yerine geldiğini ve yıl sonuna kadar işlemiş faizin gelir yazılması gerektiğini söylemenin mümkün olmadığı, faiz gelirini oluşturacak vadeli mevduat işleminin henüz tamamlanmadığı, vadeli mevduat sahibi vade dolmadan parasını çekmek istediğinde ana para ile birlikte, şayet banka vadesiz mevduata faiz uyguluyorsa bu kadar bir faiz geliri elde edeceği, faiz gelirinin mahiyet ve tutar olarak kesinleşmesinin, yani tahakkukun yıl sonunda gerçekleşmediği, ancak vadenin dolmasıyla sözkonusu olabildiği, bu açıdan bakıldığında 67 seri nolu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği'nin iptali istenen bölümündeki düzenlemeye dayanak gösterilen Gelir Vergisi Kanunu'nun 38 ve 39 uncu maddeleri ile Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 13 üncü maddesinin, bu maddelere konu ilkeler nedeniyle vadesi dolmamış faiz gelirinin değerleme günü esas alınarak gelir kaydına olanak vermediği, diğer yandan söz konusu düzenlemeye ilişkin olarak gerek Vergi Usul Kanunun'da gerekse Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanununda Maliye Bakanlığı'na düzenleme yapma yetkisi veren herhangi bir madde de bulunmadığı, vergilerin kanunla konulup, değiştirileceği veya kaldırılacağı yolundaki Anayasa hükmünün bu düzenlemeyle bertaraf edilmiş olduğu, konuya menkul kıymetlerin değerlemesine ilişkin Vergi Usul Kanunu'nun 279 uncu maddesi yönünden bakılacak olursa, menkul kıymetin tanımının Sermaye Piyasası Kanunu'nun 3/b maddesinde yapıldığı, buna göre ortaklık ve alacaklılık sağlayan, belli bir meblağı temsil eden, yatırım aracı olarak kullanılan, dönemsel gelir getiren, misli nite...