Dava konusu imar planı değişikliğinin bayındırlık ve iskan bakanlığınca onandığı andan itibaren yürürlüğe girdiğinin, uygulanabilecek kesin ve icrai bir işlem haline geldiğinin kabulü gerektiği hakkında.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu E. 2003/326 K. 2003/588 T. 10.7.2003 İMAR PLANI KESİN VE YÜRÜTÜLMESİ ZORUNLU İŞLEM DAVA KONUSU İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİNİN BAYINDIRLIK VE İSKAN BAKANLIĞINCA ONANDIĞI ANDAN İTİBAREN YÜRÜRLÜĞE GİRDİĞİNİN, UYGULANABİLECEK KESİN VE İCRAİ BİR İŞLEM HALİNE GELDİĞİNİN KABULÜ GEREKTİĞİ HAKKINDA. 3194/md. 8 3621/md. 7 İstemin Özeti : Danıştay Altıncı Dairesinin 12.12.2002 günlü, E:2002/3770, K:2002/5926 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması, davacılar tarafından istenilmektedir. Savunmanın Özeti : Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi ''''''in Düşüncesi : 3621 sayılı Kıyı Kanununun 7. maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanunun 8/b maddesi hükümleri incelendiğinde; deniz, göl ve akarsu kıyılarında doldurma suretiyle arazi elde etme amacıyla yapılan uygulama imar planının Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca onaylandıktan sonra yürürlüğe girdiği, kesin hukuksal sonuçlar doğuran uygulanabilir bir idari işlem haline geldiği kuşkusuzdur. Onay tarihinden itibaren ilgililer tarafından uygulama işlemleri başlatılıp dolgu faaliyetinin sonuçlandırılabileceği bir durumda, dolgu işlemine ilişkin imar planının iptali istemiyle dava açılabilmesinin, ilgili mercii tarafından yasanın açık hükmüne rağmen ilan edilmediği bir halde, ilan şartına bağlanmasının, iptal davalarından beklenen hukuka uygunluk denetimini sağlama amacını gerçekleştirmeyeceği açıktır. Bu şekilde açılacak bir iptal davasının, ancak kamu yararının gerektirdiği hallerde yapılması zorunlu olan dolgu faaliyetine ilişkin imar planının, dolgu işleminin geri dönülemez bir şekilde tamamlanmasından sonra yargısal denetime tabi tutulması gibi bir sonuç doğuracağı ve zira böyle bir yargısal denetimin yapılması neticesinde dava konusu imar planının kamu yararına olmadığının belirlenmesi durumunda ise bu davanın bir tür tespit davasına benzer bir görünüm sergileyeceği, belirlenen hukuka aykırılığı önleyici ve giderici bir etki yapmayacağı, hukuka aykırılığı saptanan imar planının tesis edildiği tarihten önceki hukuki ve fiili durumun sağlanamayacağı açıktır. Böylelikle kamu yararına olmadığı tespit edilen bir dolgu faaliyetinin kıyıda yaratacağı tahribatı önlemek imkansız hale gelecektir. Bu nedenle kıyılarda doldurma suretiyle arazi elde etme amacıyla yapılan uygulama imar planının, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından onaylanması ile yürürlüğe girdiği ve itiraz etmeyip uygulamayı başlatanlar yönünden olduğu gibi söz konusu planın uygulanması nedeniyle menfaatleri ihlal edilenler için de kesinlik taşıdığının kabulü gerekir. Açıklanan nedenlerle davacıların temyiz isteminin kabulü ve işin esası incelenmek üzere Danıştay Altıncı Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı ''''''nun Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hus...