Ödeme emrine esas teşkil eden ihbarnamenin usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi gerektiği hk.
Danıştay 9. Daire E. 2001/1901 K. 2003/4869 T. 15.10.2003 TEBLİĞ USULÜ ÖDEME EMRİNE ESAS TEŞKİL EDEN İHBARNAMENİN USULÜNE UYGUN OLARAK TEBLİĞ EDİLMESİ GEREKTİĞİ HK. 213/md. 102 Temyiz İsteminde Bulunan: .... Karşı Taraf: .... Vergi Dairesi Müdürlüğü İstemin Özeti: Yükümlü adına 1993/Ocak, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim dönemlerine ait kaçakçılık cezalı katma değer vergisi ve gecikme faizinin tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davayı; dava konusu ödeme emirlerinin dayanağını teşkil eden ihbarnamelerin yükümlünün bilinen adresleri olan ...... BURSA, .... BURSA ve ..... ELAZIĞ adreslerine tebliğ edilememesi üzerine ilanen tebligat yoluna gidilerek kamu alacağının kesinleşmesinden sonra tahsili amacıyla dava konusu ödeme emirlerinin düzenlenmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle reddeden .... Vergi Mahkemesinin 31.3.2000 tarih ve 2000/292 sayılı kararının; kamu alacağının usulüne uygun olarak kesinleşmediği ileri sürülerek bozulması istenmektedir. Savunmanın Özeti: Davacı temyiz isteminin reddi ile mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı ....'ın Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp Vergi Mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında, anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiştir. Açıklanan nedenle temyiz isteminin reddi ile Vergi Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. Tetkik Hakimi ....'in Düşüncesi: Yükümlü adına 1993 yılında .... isimli bir mükelleften alarak indirim konusu yaptığı 8 adet fatura için müteselsil sorumluluk kapsamında cezalı tarhiyat yapıldığı, tarhiyata ilişkin ihbarnamelerin yükümlüye tebliğ edilemediğinden bahisle ilanen tebligat yoluna gidilerek kamu alacağının kesinleştiğinden bahisle dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiği anlaşılmaktadır. Dairemizin aynı konuya ilişkin olarak verdiği müstekar hale gelmiş kararları, müteselsil sorumluluk kapsamında tarhiyat yapılabilmesi için anılan mükellef ile yükümlü arasında vergi kaçırma yönünde bir irtibat veya organizasyon bulunması gerektiği yolundadır. Esasen Yasanın öngördüğü amaç da budur. Ancak yükümlü hakkında düzenlenen 24.6.1996 tarih ve 96/21 sayılı vergi inceleme raporunda bu yönde bir tespit bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı şirket hakkında yapılan cezalı tarhiyatın hukuka uygun olmadığı açıktır. 6183 sayılı Yasanın "ödeme emrine itiraz" başlıklı 58. maddesinde; kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde vergi mahkemesine dava açabileceği hüküm altına alınmıştır. Ödeme emirlerine itiraz nedenleri arasında sayılan "böyle bir borcun olmaması" ifadesinden ne anlaşılması gerektiği önem arz etmektedir. Olayda tarhiyat; davacının mal aldığı mükellefin tahsil ettiği katma değer ...