Sermaye hesabıyla vakıf sermayesi arasında nitelik yönünden önemli bir fark bulunmadığı, vakıf sermayesindeki artışla ilgili işlemlerin geç sonuçlanmasının davacı vakfı kusurlandıramayacağı, bu nedenle kusur cezalı tapu harcı tarhiyatında isabet görülmediği hakkında.
Danıştay 9. Daire E. 2000/2016 K. 2002/1174 T. 3.4.2002 VAKIF SENEDİNDE YAPILAN DEĞİŞİKLİK VAKIF MALVARLIĞI SERMAYE HESABIYLA VAKIF SERMAYESİ ARASINDA NİTELİK YÖNÜNDEN ÖNEMLİ BİR FARK BULUNMADIĞI, VAKIF SERMAYESİNDEKİ ARTIŞLA İLGİLİ İŞLEMLERİN GEÇ SONUÇLANMASININ DAVACI VAKFI KUSURLANDIRAMAYACAĞI, BU NEDENLE KUSUR CEZALI TAPU HARCI TARHİYATINDA İSABET GÖRÜLMEDİĞİ HAKKINDA. (5422/gç.md.23) İstemin Özeti : Yükümlü Vakfa ait gayrimenkulün satılması nedeniyle 1995 yılı için salınan tapu harcı ile kesilen kusur cezasının terkini istemiyle açılan davayı; 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununa 4108 sayılı Kanunun 32.maddesiyle eklenen geçici 23.maddesinde 1.1.1994-31.12.1998 tarihleri arasında uygulanmak üzere tam mükellefiyete tabi kurumların iştirak hisselerinin veya gayrimenkullerinin satışından doğan kazancın satışın yapıldığı yılda kurum sermayesine ilave edilen kısmının kurumlar vergisinden müstesna olduğu, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra bu madde kapsamında yapılacak tescil işlemlerinin tapu ve kadastro harcından müstesna bulunduğunun hükme bağlandığı, dosyanın incelenmesinden, yükümlünün vakıf senedine uygun olarak vakfın bünyesi içerisinde iktisadi faaliyet gösterdiği, kurumlar vergisi yönünden tam mükellef olduğu, maliki bulunduğu taşınmazın satışından elde edilen kazancın sermaye hesabı olmaması nedeniyle bilançoda yedek fonuna kaydedildiği, vakıf senedinde yapılan değişiklik sonucu söz konusu kazancın vakfın malvarlığına eklendiği, bu değişikliğin İstanbul 7.Asliye Hukuk Mahkemesince tescil edildiği hususlarının anlaşıldığı, anılan Kanun hükmünün getirilmesindeki amacın kuruluşları mali yönden güçlendirmek olduğu, sermaye hesabıyla vakıf sermayesi arasında nitelik yönünden önemli bir fark bulunmadığı, Vakıf sermayesindeki artışla ilgili işlemlerin geç sonuçlanmasının davacı Vakfı kusurlandıramayacağı, bu nedenle kusur cezalı tapu harcı tarhiyatında isabet görülmediği gerekçesiyle kabul ederek dava konusu tapu harcı ve kusur cezasını terkin eden?..Vergi Mahkemesinin 16.2.2000 tarih ve 2000/211 sayılı kararının; yapılan cezalı tarhiyatın yasal olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. Savcı ?. Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp Vergi Mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında, anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir. Açıklanan nedenle temyiz isteminin reddi ile Vergi Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. Tetkik Hakimi ?. Düşüncesi: İleri sürülen iddialar usule ve hukuka uygun Vergi Mahkemesi kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerekeceği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince işin gereği görüşüldü: Temyiz edilen İstanbul 1. Vergi Mahkemesinin 16.2.2000 tarih ve 2000/211 ...