Davacı iktisadi işletmenin bağlı olduğu vakfa aktardığı kazancın bir kar aktarımı ve bu aktarımın da vakıf yönünden iştirak kazancı kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği konusunun, vergi usul kanunu düzeltme hükümleri kapsamına girmediği hk.
Danıştay 4. Daire E. 2003/1191 K. 2004/635 T. 31.3.2004 İKTİSADİ İŞLETMENİN VAKFA AKTARDIĞI KAZANÇ İŞTİRAK KAZANCI DAVACI İKTİSADİ İŞLETMENİN BAĞLI OLDUĞU VAKFA AKTARDIĞI KAZANCIN BİR KAR AKTARIMI VE BU AKTARIMIN DA VAKIF YÖNÜNDEN İŞTİRAK KAZANCI KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLİP DEĞERLENDİRİLEMEYECEĞİ KONUSUNUN, VERGİ USUL KANUNU DÜZELTME HÜKÜMLERİ KAPSAMINA GİRMEDİĞİ HK. 213/md. 118 Temyiz Eden: Maliye Bakanlığı Karşı Taraf: .... Sanayi İşletmesi İstemin Özeti: Davacı kurumun, işletmeden vakfa aktarılan kar üzerinden tevkifat yapılmaması gerektiğini ileri sürerek 1999 yılında kesinti yoluyla ödediği gelir (stopaj) vergisi, özel işlem vergisi, damga vergisi, hesaplanan fon payı ile eğitime katkı payının iadesi istemiyle yapmış olduğu düzeltme şikayet başvurusunun reddine ilişkin 6.12.2001 günlü ve 65497 sayılı işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır. .... Vergi Mahkemesi 12.3.2003 günlü ve E: 2002/129, K: 2003/207 sayılı kararıyla; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 75 inci maddesinin 1 numaralı bendinde her nevi hisse senetlerinin kar paylarının, 2 numaralı bendinde iştirak hisselerinden doğan kazançların, 3 numaralı bendinde ise kurumların idare meclisi başkan ve üyelerine verilen kar paylarının menkul sermaye iradı sayıldığı, Kanunun 94 üncü maddesinin 6-b/i alt bendinde ise bu kar paylarından tevkifat yapılmasının öngörüldüğü, bu hükmün 1.1.1999 tarihinde yürürlüğe girdiği, bu tarihten sonra tevkifat yapılabilmesi için öncelikle kazancın 75 inci maddenin 1, 2 ve 3 numaralı bentlerinde sayılan kazançlardan olması gerektiği, dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmelerin kendi faaliyetlerinden elde etmiş oldukları kurum kazancından bağlı oldukları dernek ve vakfa aktarılan pay iştirak kazancı olarak nitelendirilemeyeceğinden, davacı kurumun bağlı olduğu vakfa aktardığı kazanç payının da iştirak kazancı olduğundan söz edilerek tevkifata tabi tutulamayacağı, bu nedenle olayda, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 118 inci maddesinin 3 üncü fıkrasında; "Açık olarak vergi mevzuuna girmeyen veya vergiden müstesna bulunan gelir, servet, madde, kıymet, evrak ve işlemler üzerinden vergi istenmesi veya alınması" şeklinde tanımı yapılan ve vergilendirme hataları arasında yer alan "mevzuda hata" mevcut olduğundan, tahakkukun düzeltilmesi ve haksız alınan vergi ve fon paylarının ifadesi gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. Davalı İdare, dönem karından vakfa aktarılan tutarların vakıf yönünden iştirak hissesinden doğan kazanç, karı aktaran iktisadi işletme yönünden ise kar dağıtımı anlamına geldiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemektedir. Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir. Tetkik Hakimi ....'ın Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı ....'nın Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesinin 1. fıkrasın...