Holdingin gerçek kazancının tespiti için, öz sermayeyi oluşturan değerlerin de sağlıklı biçimde saptanması gerekli olup, işle ilgili olduğu açık olan bu alacakları için, alacağın değerleme gününün tasarruf değerine göre değerlenmesine olanak veren vergi usul kanununun 323 üncü maddesi uyarınca karşılık ayrılmasında ve aynı yönde karar veren vergi mahkemesi kararında yasaya aykırılık görülmediği hakkında.
Danıştay 4. Daire E. 1992/839 K. 1992/5015 T. 25.11.1992 KAZANCIN TESPİTİ ÖZ SERMAYEYİ OLUŞTURAN DEĞERLERİN TESPİTİ ALACAĞIN DEĞERLEMESİ KARŞILIK AYIRMA ŞÜPHELİ ALACAKLAR HOLDİNGİN GERÇEK KAZANCININ TESPİTİ İÇİN, ÖZ SERMAYEYİ OLUŞTURAN DEĞERLERİN DE SAĞLIKLI BİÇİMDE SAPTANMASI GEREKLİ OLUP, İŞLE İLGİLİ OLDUĞU AÇIK OLAN BU ALACAKLARI İÇİN, ALACAĞIN DEĞERLEME GÜNÜNÜN TASARRUF DEĞERİNE GÖRE DEĞERLENMESİNE OLANAK VEREN VERGİ USUL KANUNUNUN 323 ÜNCÜ MADDESİ UYARINCA KARŞILIK AYRILMASINDA VE AYNI YÖNDE KARAR VEREN VERGİ MAHKEMESİ KARARINDA YASAYA AYKIRILIK GÖRÜLMEDİĞİ HAKKINDA. 193/md. 38 213/md. 288 , 323 (5422/md.13) İstemin Özeti: Davacı şirketin 1985 takvim yılı işlemlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen rapor uyarınca kaçakçılık cezalı kurumlar vergisi salınmıştır. İstanbul 8. Vergi Mahkemesi 7.11.1991 günlü ve E:1990/3135, K:1991/1671 sayılı kararıyla; uyuşmazlığın, holding şirketin 3 tanesi iştiraki olan 4 müflis şirketten olan ve iflas masalarına kaydettirilen alacaklarının, ticari kazancın elde edilesi ve idame ettirilmesiyle ilgili nitelikle olmaması nedeniyle şüpheli alacak olarak karşılık ayrılmasının, Vergi Usul Kanununun 323 üncü maddesinin getiriliş amacına aykırı olduğu gerekçesiyle kabul edilmemesinden kaynaklandığı, olayın çözümü için öncelikle holding şirketlerin nitel ve nicel yönlerinin irdelenmesinin zorunlu olduğu, buna göre holding şirketlerin gayesinin esas itibariyle başka işletmelere iştirakten ibaret olan, bu gaye doğrultusunda iştirak edilen işletmelerin üretim ve tedarik, pazarlama araştırma ve geliştirme, yatırım kararları alma, finans tedariki ve finansal yapılarının güçlendirilmesine katkıda bulunacak girişimler yapmak üzere gerekli organizasyonları gerçekleştirmek için kurulan bir sermaye şirketi olduklarının Türk Ticaret Kanununda açıkça belirtildiği, bu amaçlar doğrultusunda yapılan işler ve girişimler karşılığında iş başına veya yıllık anlaşmalar gereği gelir elde ettikleri, dolayısıyla holding şirketlerin temel ticari gayelerinin iştirakleriyle olan münasebetlerinden oluştuğu, bu ilişkiler ticari olduğuna göre bu işlemler dolayısıyla hak kazanılan alacakların da ticari nitelikli alacaklar olduğundan kuşku duyulamayacağı, ihtilaf konusu olayda davacı holding şirketin üçü iştiraki olan müflis dört şirketten, bu şirketler adına yaptığı ödemeler dolayısıyla alacaklı olduğu ve bu alacaklarının mezkur şirketlerin iflasları nedeniyle tahsil edilemediği ve iflas masalarına kaydettirildiği hususlarının tartışmasız bulunduğu, buna göre holdingin iştiraki olan üç işletmeden olan alacaklarının, ticari nitelikli alacaklar olması ve Vergi Usul Kanununun 323 üncü maddesinde öngörülen koşulları taşıması nedeniyle şüpheli alacak olarak karşılık ayırmasında yasalara aykırılık bulunmadığı, ancak holdingin iştiraki olmayan ... A.Ş. adına kefalet nedeniyle yaptığı ödemelerin ticari kazancın elde edilmesiyle ilgili nitelikte bulunmaması sebebiyle, buna ilişkin 120.383.710.- liralık alacak için şüpheli alacak karşılığı ayrılmasında isabe...