Yukarıda tarafları ve konusu yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonrasında; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı taraf ile yapılan hisse devir sözleşmesinin 9. maddesi gereğince, her türlü sözleşme öncesinde doğmuş harç ve ceza ve benzeri yükümlüklerin yanı sıra sözleşmesel borç ve taahhüt ve yükümlülüklerinin tamamının davalıya ait olacağına ilişkin hüküm bulunması ve 6183 sayılı Amme Alacakların Tahsili Usulü Hakkındaki Yasa'nın 35. maddesi gereğince amme alacağının ödenmemesinde müteselsil sorumluluğunun bulunması, yine TTK 336. maddesi gereğince kanunen tutulması gereken defterlerin mevcut olmaması veya bunların düzensiz tutulması ve Yasa'nın ve sözleşmenin kendilerine yüklediği sair vazifeleri kasten veya ihmal neticesi olarak yapılmaması halinde yönetim üyelerinin şirket adına yapmış oldukları sözleşme ve muamelelerden müteselsil...
T.C. İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/220 Esas KARAR NO :2022/597
DAVA:İtirazın İptali DAVA TARİHİ:10/01/2013 KARAR TARİHİ:16/06/2022
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonrasında; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı taraf ile yapılan hisse devir sözleşmesinin 9. maddesi gereğince, her türlü sözleşme öncesinde doğmuş harç ve ceza ve benzeri yükümlüklerin yanı sıra sözleşmesel borç ve taahhüt ve yükümlülüklerinin tamamının davalıya ait olacağına ilişkin hüküm bulunması ve 6183 sayılı Amme Alacakların Tahsili Usulü Hakkındaki Yasa'nın 35. maddesi gereğince amme alacağının ödenmemesinde müteselsil sorumluluğunun bulunması, yine TTK 336. maddesi gereğince kanunen tutulması gereken defterlerin mevcut olmaması veya bunların düzensiz tutulması ve Yasa'nın ve sözleşmenin kendilerine yüklediği sair vazifeleri kasten veya ihmal neticesi olarak yapılmaması halinde yönetim üyelerinin şirket adına yapmış oldukları sözleşme ve muamelelerden müteselsil sorumlulukları olduğuna dair hükümler birlikte değerlendirildiğinde, hisse devir sözleşmesinden önceki döneme dair vergi borcu için yapılan ödemelerden davalının sorumlu olmasına rağmen davalı tarafça ödenmediği, alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından başlatılan takibe de itiraz edildiğini ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle itirazın iptaline, davalının icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, sorumluluğun şirkete karşı değil vergi dairesine karşı olduğunu ve borcun da ödenmiş olmasından dolayı sorumluluğunun olamayacağını, yine yönetim kurulunun sorumluluğundan bahsedebilmek için kusurlu olması gerektiğini oysa her hangi bir kusurlu hareketinin bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini, davacının kötüniyet tazminatıma mahkumiyetini talep etmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sonrasında 12/09/2019 tarih, 2018/431 Esas, 2019/593 Karar sayılı kararla davanın reddine karar verilmiş, verilen karar taraf vekillerince temyiz etmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 02/11/2020 tarih, 2019/5173 Esas, 2020/4609 Karar sayılı kararıyla; "1- Dava, davacı şirket tarafından ödenen vergi borcunun davacı şirketin eski ortağı ve yönetim kurulu üyesi olan davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere, davacı şirket, davalının hem yönetim kurulu üyesi sıfatı sebebiyle hem de 25.07.2007 tarihli hisse devir sözleşmesinin 9. maddesi gereğince vergi borcundan sorumlu olduğunu iddia etmiştir. Mahkemece, davalının yönetim kurulu üyesi sıfatı gereği sorumlu olup olmadığı tartışılmışsa da zikredilen Hisse Devir Sözleşmesinin 9. maddesindeki taahhüdü sebebiyle sorumlu olup olmadığına ilişkin hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın karar verilmesi doğru g...