Hükümlü aleyhine temyiz vaki olmadığı takdirde, daha ağır bir ceza ile cezalandırılmasına olanak bulunmamakta ise de, bozma üzerine yeniden yapılan yargılama sonucunda suç vasfının değişmesi durumunda mahkumiyetin sonuçlarının bu son tespite göre değerlendirilmesi gerekir.
12. Daire 2000/3872 E. , 2002/1306 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No: 2000/3872 Karar No: 2002/1306 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): … Vekili: … Karşı Taraf: … İsteğin Özeti: … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararının dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. Savunmanın Özeti: Temyizi istenen kararın usul ve kanuna uygun olduğu, ileri sürülen nedenlerin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49.maddesine uymadığı, bu nedenle istemin reddi gerekeceği yolundadır. Danıştay Tetkik Hakimi: … Düşüncesi: İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden de bulunmadığından anılan kararın onanması gerektiği düşünülmüştür. Danıştay Savcısı: … Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp idare mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir. Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddiyle idare mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince 2577 sayılı Yasanın 17/2.maddesi uyarınca duruşma yapılmasına gerek görülmeyerek işin gereği düşünüldü: Dava, davacının görevine son verilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır. … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla; dosyanın incelenmesinden; polis memuru olarak görev yapan davacının irtikap suçundan dolayı altı ay hapis cezası ile cezalandırıldığı ve bu cezanın ertelendiğinin anlaşıldığı, bu durumda irtikap suçu nedeniyle ceza alanların cezalarının ertelenmiş olması halinde bile Devlet memuru olma niteliğini kaybedeceği açık olup dava konusu işlemde 657 sayılı Yasanın 48/A-5 maddesine ve 98/b maddesine aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Davacı, kendisine verilen cezanın TCK'nun 240 maddesi gereğince görevi kötüye kullanmak suçundan altı ay hapis cezası olduğunu, bu cezanın da para cezasına çevrilerek ertelendiğini, bu suçun 657 sayılı Yasanın 48/A maddesinde sayılan suçlardan olmadığını, Ağır Ceza Mahkemesi kararındaki irtikap ve altı yıl ağır hapis cezasının hüküm değil bir tesbit olduğunu öne sürmekte ve idare mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir. Devlet memurluğuna alınacaklarda aranan genel koşulların yer aldığı, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48.maddesinin (A) fıkrasının 5.bendinde; "Taksirli suçlar ve aşağıda sayılan suçlar dışında tecil edilmiş hükümler hariç olmak üzere, ağır hapis veya 6 aydan fazla hapis veyahut affa uğramış olsalar bile Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla, zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı suçtan veya istimal ve istihlak kaçakçılığı hariç ...