Yargı kararlarının derhal ve gecikmeksizin uygulanmasınınhukuk devleti ilkesinin doğal bir sonucu olduğu hakkında.
Danıştay 11.Daire E.2012/6879 K.2015/4223 T. 17.09.2015 YASAL FAİZ MANEVİ TAZMİNAT EMEKLİ SANDIĞI YARGI KARARLARININ DERHAL VE GECİKMEKSİZİN UYGULANMASININHUKUK DEVLETİ İLKESİNİN DOĞAL BİR SONUCU OLDUĞU HAKKINDA. 2577/md. 28 İstemin Özeti :İstanbul 2. İdare Mahkemesince verilen 31.05.2012tarihli ve E:2011/1629; K:2012/1009 sayılı kararın; davacı tarafından, aleyhine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti :Davalı İdarelerden Türkiye Denizcilik A.Ş.tarafından savunma verilmemiş olup, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi :Mehmet Salih Şenol Düşüncesi :Mahkeme kararının, manevi tazminata ilişkin kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onbirinci Dairesince işin gereği görüşüldü: Dava, hatalı olarak fazla kesilen ve hesaplanarak davacıya geri ödenen emekli sandığı keseneklerinin yasal faizinin de hesaplanarak ödenmesi isteğiyle davacı tarafından davalı idarelere yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemlerin Mahkemece iptaline karar verilmesine karşın, davalı idarelerce mahkeme kararının uygulanmadığı, anılan keseneklerin faizinin ödenmediğinden bahisle uğranılan 5.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi zararın tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. İdare Mahkemesince; yargılama devam etmekte iken, davalı İdarelerden Türkiye Denizcilik İşletmeleri A.Ş. tarafından davacıya ödenmesi gereken kesenek faizinin hesaplanarak belirlenen 2.190,52 TL tutarın davacının hesabına yatırılması nedeniyle maddi tazminata ilişkin olarak konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına; fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminat istemine yönelik olarak ise davanın reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından, İdare Mahkemesi kararının aleyhine olan kısımlarının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmekte ve temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. İdare Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar, kararın maddi tazminat istemine yönelik olarak davanın reddine ilişkin bulunan hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmamıştır. Kararın, manevi tazminata ilişkin kısmına gelince: 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin sosyal bir hukuk devleti olduğu vurgulandıktan sonra, 138. maddesinin son fıkrasında, Yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin, mahkeme kararlarını hiç bir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği yolunda açık, kesin ve buyurucu bir kurala yer verilmiştir. Bu noktada Hukuk Devleti, insan hak ve özgürlüklerini ön planda tutan, bu hakları koruyucu, adaletli bir hukuk düzeni kuran ve bunu sürdürmekle kendini yükümlü...