Avrupa insan hakları mahkemesi kararlarında da benimsendiği üzere askeri birimlerin kontrolünde bulunan kışlada meydana gelen ölüm olayının vazifeden kaynaklanmadığını ispat etme yükümlülüğünün devlete ait bulunduğu, ölümün aydınlatılamadığı durumlarda, devletin sorumluluğu üstlenmesi gerektiği hakkında.
11. Daire 2011/3388 E. , 2014/2674 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONBİRİNCİ DAİRE Esas No: 2011/3388 Karar No: 2014/2674 Kararın Düzeltilmesini İsteyen (Davacı) : … Karşı Taraf (Davalı) : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Vekili : … İstemin Özeti : Danıştay Onbirinci Dairesince verilen 25.1.2011 tarihli ve E:2010/5201, K:2011/576 sayılı kararın; davacı tarafından düzeltilmesi istenilmektedir. Savunmanın Özeti : Kararın düzeltilmesi isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hâkimi : … Düşüncesi : Kararın düzeltilmesi isteminin reddi gerektiği düşünülmüştür. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onbirinci Dairesince, kararın düzeltilmesi istemini içeren dilekçede ileri sürülen sebepler, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine uygun bulunarak, düzeltme isteğinin kabulü ile Danıştay Onbirinci Dairesinin 25.1.2011 tarihli ve E:2010/5201; K:2011/576 sayılı kararı kaldırıldıktan sonra işin gereği görüşüldü: Dava, davacının, … olarak görev yapmakta iken silahla vurulması sonucu vefat eden oğlundan dolayı kendisine vazife malullüğü aylığı bağlanması istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır. İdare Mahkemesince; ölüm olayının intihar ya da kazadan kaynaklandığı, görevin tesir ve etkisiyle gerçekleşmediği, vazife malullüğü hükümlerinin uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından, Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmekte ve temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Anayasamızın 60. maddesinde, herkesin, sosyal güvenlik hakkına sahip olduğu; Devletin, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alacağı ve teşkilatı kuracağı, 90. maddesinin son fıkrasında; usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmaların kanun hükmünde oldukları, bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamayacağı, usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda, milletlerarası andlaşma hükümlerinin esas alınacağı hükümleri yer almaktadır. İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin sözleşme 18 Mayıs 1954 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti tarafından kabul edilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Beker - Türkiye kararında; kışlada ölü olarak bulunan uzman onbaşı Bekerin ölümü için Hükümet'in hesap verme mecburiyetinde olup olmadığı incelenerek; AİHM içtihadına göre Hükümetlerin, gözaltında tutulma sırasında meydana gelen yaralanma ve ölümler için makul bir açıklama yapma yükümlülüğü altında olduğu ve bu yükümlülüklerini yerine getirmediklerinde, AİHS’nin 3. veya 2. maddesi açısından ortaya ciddi bir sorun çıkacağı, bunun nedeninin; gözaltında tutulan kişilerin, hassas bir durumda olmaları ve yetkili makamların, onları koruma yükümlülüğünün bulunması olduğu; yalnızca gözaltı durumlarda değil, bu durumun aynı zamanda Hüküme...