Dijital Yargı

Hukuk Platformu

ANA MENÜ

  • Dashboard

ARAÇLAR

  • Karar AraHybrid
  • Detaylı İçtihat
  • Dilekçe Üret
  • Mevzuat6 tür
  • DoktrinYakında

HESAP

  • Abonelik
  • Hesabım
Giriş YapÜcretsiz Dene
Anasayfa/İçtihat/AİHM/E. — · K. 4789/10
AİHM

Gözüm/TÜRKİYE DAVASI

E. —K. 4789/1020 Ocak 2015
PDF İndir
AI Özet yükleniyor...

Kısa Önizleme

Önizleme

Gözüm / Türkiye– 4789/10 - 20.1.2015 tarihli Karar [II. Bölüm] Olaylar –Mayıs 2007’de tek ebeveyn olarak evlat edinen anne konumundaki başvuran, çocuğa ait resmi belgelerde çocuğun biyolojik annesinin adının yerine kendi adını kaydettirememiştir. Kasım 2007’de Sulh Hukuk Mahkemesi, başvuranın söz konusu bu talebini, diğer nedenlerin yanı sıra, yasal dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddetmiştir. Başvuran bu kararı temyiz etmiştir. Mart 2009’da, temyiz süreci devam etmekte iken, medeni durumu bekâr olan bir ebeveyne, nüfus kayıtlarında biyolojik ebeveynin ismi yerine kendi ismini kaydettirme olanağını sunan yasal bir düzenleme yürürlüğe girmiştir. Ancak Kasım 2009 tarihinde Yargıtay, söz konusu bu yasal düzenlemeye değinmeden başvuranın itirazını reddetmiştir. Kasım 2010’dabaşvuran, çocuğun anne adı hanesine kendi adını kaydettirebilmiştir. Hukuki değerlendirme–8. Madde:...

Karar Metni

Gözüm / Türkiye– 4789/10 - 20.1.2015 tarihli Karar [II. Bölüm] Olaylar –Mayıs 2007’de tek ebeveyn olarak evlat edinen anne konumundaki başvuran, çocuğa ait resmi belgelerde çocuğun biyolojik annesinin adının yerine kendi adını kaydettirememiştir. Kasım 2007’de Sulh Hukuk Mahkemesi, başvuranın söz konusu bu talebini, diğer nedenlerin yanı sıra, yasal dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddetmiştir. Başvuran bu kararı temyiz etmiştir. Mart 2009’da, temyiz süreci devam etmekte iken, medeni durumu bekâr olan bir ebeveyne, nüfus kayıtlarında biyolojik ebeveynin ismi yerine kendi ismini kaydettirme olanağını sunan yasal bir düzenleme yürürlüğe girmiştir. Ancak Kasım 2009 tarihinde Yargıtay, söz konusu bu yasal düzenlemeye değinmeden başvuranın itirazını reddetmiştir. Kasım 2010’dabaşvuran, çocuğun anne adı hanesine kendi adını kaydettirebilmiştir. Hukuki değerlendirme–8. Madde: Mevcut dava, tek ebeveyn olarak evlat edinmek isteyen kişilerin karşılaşabileceği sorunların bir yönüyle ilgili olup; Mahkeme; ilgili soruna ilişkin adli süreç açısından söz konusu davayı, Devletin, yasal, idari ve adli mercileri ile özel ve aile hayatına saygı gösterilmesini güvence altına alma konusundaki pozitif yükümlülüklerine ilişkin bir dava olarak ele almayı uygun bulmuştur. Söz konusu zamanda Türk Medeni Kanunu, tek ebeveyn olarak evlat edinmek isteyen kişilere, soyadını evlat edinilen çocuğa verme hakkı tanırken, öz annenin adının yerine evlat edinen kişinin adının kaydedilmesine ilişkin yasal bir düzenleme öngörmemiştir. Öz annenin, çocuğun, evlat edinen ailenin menfaatleri ve kamu menfaatleri arasında bir denge sağlanırken, Devletin belli bir takdir yetkisi söz konusudur. Ancak, bütün bu durumlarda çocuğun üstün menfaatine öncelik tanınmalıdır. Bu şekilde tanımlanan takdir yetkisi, tek ebeveynli evlat edinmelerin altında yatan farklı kişisel menfaatlerin uzlaştırılması konusunda Türk hukuk mahkemelerine verilmiş olan sözde takdir yetkisiyle açıkça örtüşmektedir. Ne ilk derece mahkemesi ne de Yargıtay, Medeni Kanunun evlat edinme hususuna istinaden çatışan menfaatleri koruyacak şekilde kanunda görülen boşluğu doldurmalarını gerektiren 1. maddesinden yola çıkarak yorum yapma ilkesi temelinde

başvuranın bulunduğu itirazın gerekçesini dikkate almıştır. Ayrıca, ihtilaf konusu kararlarda, mevcut davanın özel koşullarını dikkate alan, dahası söz konusu çocuğun menfaatlerinin korunması endişesi taşıyan bir değerlendirme yapıldığını ortaya koyacak bir unsur mevcut değildir. Türk mevzuatının sağlamaya çalıştığı denge, Sözleşme’nin 8. maddesi kapsamındaki pozitif yükümlülüklere ayrı bir önem atfedilmesini gerektirir. Bu amaçla, hedeflenen korumanın etkin olması için, yerel hukuk siteminde Sözleşmenin 8. maddesi tarafından başvurana tanınmış olan temel haklara veya ‘‘özel’’ nitelikte olan haklara getirilen kısıtlamaların orantılılığının değerlendirilmesine imkân vermek amacıyla açık bir çerçevede düzenlenmiş olması gerekirdi. Zira, -somut olay...

Benzer Kararlar

AIHM

E. — · K. 27690/03

10 Şubat 2009

AIHM

E. — · K. 48544/99

20 Nisan 2006

AIHM

E. — · K. 492/02

30 Ağustos 2005

AIHM

E. — · K. 70337/01

20 Ocak 2009

AIHM

E. — · K. 44662/98

19 Temmuz 2007

AIHM

E. — · K. 13903/02

4 Aralık 2007