Davacı tarafından mahkememizde açılan davada yapılan açık yargılama sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu 25/03/2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin Türkmenistan vatandaşı olduğunu, baba oğul olan davacıların kendi ülkelerinde de ticaretle uğraştıklarını, Türkiye ile olan ticari ilişkilerinde fiili olarak davalı şirketi 10/07/2015 tarihinde kurduklarını, daha önce tanıdıkları ..... vasıtasıyla akrabası olan davalı ... ile tanıştıklarını, ..... 'ın tavsiyesi üzerine güvendikleri ... üzerine davalı şirketi kurduklarını, ilerleyen dönemlerde davalı .....'ın güvenlerini sarsıcı eylem ve işlemlerde bulunmaları nedeniyle aralarında 20/03/2018 tarihli "yatırım ve yönetim kararları" başlıklı belgeyi düzenledikleri, düzenlenen belgeye göre davalı şirketin eşit oranda davacılar ile davalıya ait olduğunun belirtildiği, söz konusu sözleşmenin inançlı...
T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/191 Esas KARAR NO : 2019/978
DAVA : Alacak (İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/03/2019 KARAR TARİHİ : 18/09/2019 KARARIN YAZILDIĞI TARİH:19/09/2019 Davacı tarafından mahkememizde açılan davada yapılan açık yargılama sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu 25/03/2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin Türkmenistan vatandaşı olduğunu, baba oğul olan davacıların kendi ülkelerinde de ticaretle uğraştıklarını, Türkiye ile olan ticari ilişkilerinde fiili olarak davalı şirketi 10/07/2015 tarihinde kurduklarını, daha önce tanıdıkları ..... vasıtasıyla akrabası olan davalı ... ile tanıştıklarını, ..... 'ın tavsiyesi üzerine güvendikleri ... üzerine davalı şirketi kurduklarını, ilerleyen dönemlerde davalı .....'ın güvenlerini sarsıcı eylem ve işlemlerde bulunmaları nedeniyle aralarında 20/03/2018 tarihli "yatırım ve yönetim kararları" başlıklı belgeyi düzenledikleri, düzenlenen belgeye göre davalı şirketin eşit oranda davacılar ile davalıya ait olduğunun belirtildiği, söz konusu sözleşmenin inançlı işlem kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, nitekim dosyaya sunulan tüm delillere göre müvekkillerinin şirketin ortağı olduğunun sabit olduğunu, bu nedenlerle müvekkillerinin davalı ile birlikte şirketin eşit oranda hissedarı olduklarını tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde ve yargılama aşamasındaki beyanlarında özetle; müvekkili ile davacılar arasında ticari ilişki bulunduğu hususunun doğru olduğunu, ancak davacıların müvekkilinin yurt dışındaki müşterileri olduğunu, davacı tarafın dayandığı 20/03/2018 tarihli sözleşmenin inanç sözleşmesi olarak değerlendirilemeyeceğini, söz konusu belgenin ..... MARKET yatırımı kapsamında düzenlendiğini, şirketin kurulduğu tarihten itibaren tek ortağının müvekkili .... olduğunu, davacıların hiçbir dönemde şirket ortağı olmadıkları için inanç sözleşmesinden bahsedilemeyeceğini, bu nedenlerle yasal dayanağı bulunmayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirkete ait ticaret sicil kaydının celp ve tetkikinde şirketin 10/07/2015 tarihinde tescil edildiği ve şirketin tek ortağının ... olduğu anlaşılmıştır.
Her ne kadar davalı taraf, taraflar arasında düzenlenen ve inkar edilmeyen 20/03/2018 tarihli belgenin inanç sözleşmesi olarak kabul edilemeyeceğini iddia etmiş ise de; sözleşmenin içeriğinde açıkça davalı şirketin üçe bölüneceği ve eşit oranda davacılar ile davalının hissedar olduğunun belirtildiği, Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarına göre inanç sözleşmesinin işlem tarihinden önce veya aynı anda yapılması gibi bir zorunluluğun bulunmadığı, dolayısıyla davalı tarafından imzalanan belgeye göre davalı şirketin hissedarlarının davacılar ile davalı ... 'ın olduğu ve sözleşmenin inanç sözleşmesi olarak kabul edilmesi gerektiği mahkememizce değerlendirilmiştir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacıların T...