Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 11/09/2009 tarihli İş Ortaklığı Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmede davalı ... ve hesabına iş ortaklığı aracılığı ile ...'çe belirlenen iş ve işlemlerin yapılması, internet erişim ve veri hizmetleri, sabit telefon hizmeti gibi ürün ve/veya hizmetlerin müşterilere satışının gerçekleştirilmesi amacıyla tarafların hak ve yükümlülüklerinin tek tek belirlendiğini, müvekkili şirketin sözleşmede yer alan bütün yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini, ancak davalı...
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2020/344 KARAR NO: 2022/1666 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 24.10.2018 NUMARASI: 2018/216 Esas - 2018/1077 Karar DAVA:Alacak (acentelik sözleşmesinden kaynaklı) Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 11/09/2009 tarihli İş Ortaklığı Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmede davalı ... ve hesabına iş ortaklığı aracılığı ile ...'çe belirlenen iş ve işlemlerin yapılması, internet erişim ve veri hizmetleri, sabit telefon hizmeti gibi ürün ve/veya hizmetlerin müşterilere satışının gerçekleştirilmesi amacıyla tarafların hak ve yükümlülüklerinin tek tek belirlendiğini, müvekkili şirketin sözleşmede yer alan bütün yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini, ancak davalı şirket tarafından sözleşme şartları gereği gibi yerine getirilmediğini, işlemiş prim alacakları müvekkile ödendiğini, bu itibarla müvekkil şirketin eksik ödenen muaccel prim alacaklarının avans faizi ile tahsilinin talep edilmesi zorunluluğunun doğduğunu, alacağın miktarı tahkikat sonucu belirleneileceğinden belirsiz alacak davası olarak açıldığını, HMK 389 ve devamı hükümlerince icra takibine konu alacaklarının teminat altına alınabilmesi için davalının menkul ve gayrimenkul malvarlıkları ile üçüncü kişilerdeki hak, alacak ve istihkakları üzerine teminatsız ihtiyati tedbir kararı verilerek bunların davalı borçlulara ödenmeyerek dava kesinleşinceye kadar en yüksek mevduat faizi veren bir bankada açılacak bir hesapta değerlendirilmesine karar verilmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL'sinin işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; iş bu davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 194. maddesi hükmü yerine getirilmediğini, taraflar arasında münakit ticari simsarlık sözleşmesi uyarınca uygulanacak komisyon oranlarının sabit olmadığını, ödemelere ilişkin faturalar davacı tarafından düzenlendiğini ve tamamı müvekkili şirketçe itiraza uğramaksızın ödendiğini, davacının hak kazandığı ödenmemiş komisyon alacağı olmadığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, bu nedenlerle öncelikle dava belirsiz alacak davası olamayacağından davanın HMK'nın 114'üncü maddesinin 1'inci fıkrasının h bendi ile 115'inci maddesinin 2'nci fıkrası uyarınca usulden reddine, bu talebinin ka...