6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:İDDİA:Davacı vekili, 20.11.2018 tarihli dava dilekçesinde, müvekkili şirketin ... tarafından kurulduğunu, kurucunun Türkiye'de şeker hastalarının cerrahi yöntemler ile metabolik cerrahi ameliyatını yapabilen ilk cerrah olduğunu, davalı şirketin yetkilisi olan diğer davalının şeker hastası olup müvekkili şirket tarafından cerrahi ameliyatının yapıldığı hastalardan biri olduğunu, davalı şirket yetkilisinin müvekkili şirkete danışmanlık hizmeti sunma teklifinde bulunduğunu, bunun üzerine taraf şirketleri arasında danışmanlık hizmet sözleşmesinin imzalandığını, davalının aşırı güven verici hileli davranışları neticesinde müvekkilinin güvenini kazandığını, devamında taahhüt ettiği işleri yapmak adına çeşitli sebepler ile avans ve patent başvuru ücretleri istediğini, müvekkilinin duyduğu güven...
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2019/675 Esas KARAR NO : 2019/893 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ : 26/11/2018 NUMARASI : 2018/1099 ESAS DAVA : ALACAK (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 16/05/2019 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:İDDİA:Davacı vekili, 20.11.2018 tarihli dava dilekçesinde, müvekkili şirketin ... tarafından kurulduğunu, kurucunun Türkiye'de şeker hastalarının cerrahi yöntemler ile metabolik cerrahi ameliyatını yapabilen ilk cerrah olduğunu, davalı şirketin yetkilisi olan diğer davalının şeker hastası olup müvekkili şirket tarafından cerrahi ameliyatının yapıldığı hastalardan biri olduğunu, davalı şirket yetkilisinin müvekkili şirkete danışmanlık hizmeti sunma teklifinde bulunduğunu, bunun üzerine taraf şirketleri arasında danışmanlık hizmet sözleşmesinin imzalandığını, davalının aşırı güven verici hileli davranışları neticesinde müvekkilinin güvenini kazandığını, devamında taahhüt ettiği işleri yapmak adına çeşitli sebepler ile avans ve patent başvuru ücretleri istediğini, müvekkilinin duyduğu güven ile patent masrafları ve başvuru ücretleri adı altında bildirilen tutarları davacı şirket hesabına ödediğini, davalının hile ve desiselerle müvekkilini dolandırarak kendi şahsına para kaçırdığını, devam eden süreçte hukuki ve cezai yaptırım ile karşılaşacağının farkına vararak müvekkili şirket yetkilisinden özür dilediğini ve iade edeceğini vaad ederek üzerini örtmek istediğini, davalının kurum ve kişilere resmi olarak ödenmesi gerektiğini beyan ettiği tutarları müvekkilinden talep ettiğini ve müvekkili tarafından davalılara toplam 444.016,50 TL ödemenin gerçekleştirildiğini, yaptıkları araştırmaya göre müvekkilinin gönderdiği bu paraların şirketin paravan olarak kullanılmak üzere diğer davalı tarafından kullanılmış olduğunu belirterek, sözleşme kapsamında ödenen bedellerin müştereken ve müteselsilen tahsiline davalılar adına kayıtlı gayrimenkuller üzerine devir ve temliki önler nitelikte İİK 257. Ve HMK 389. Maddeleri gereğince ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbir veya ayrı ayrı ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir konulmasını, teminatsız olarak karar altına alınmasını talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkeme, 26/11/2018 tarihli ara kararı ile davacı vekilinin ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ:Ara karar yasal süre içerisinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf nedenleri olarak, dava dilekçesinde ki iddiaları tekrar etmiş ve somut uyuşmazlıkta, HMK'nun 390. Maddesi kapsamında yaklaşık ispatın mevcut olduğunun ihtiyati tedbir koşullarının sağlandığını, yaklaşık ispatın ölçütlerinin belli olduğunu, yaklaşık ispat yerine adeta davada kesin hüküm vermeye yeterli kanaatin oluşması şartının aranmasının ha...