Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, müvekkilinin 10/03/2020 tarihli Sipariş ve Teklif Formu ile karşı tarafça siparişi verilen 764 kg G80 Çelik Q&T 6x27x9 mm Uzun Baklalı Zincir 1050 m adlı ve KDV dahil 12.080,37 TL bedelli malzemeyi ürettiğini, teslime hazır olduğunu 2020 yılı Mart ayı sonundan bu yana karşı tarafa bildirmiş olmasına rağmen karşı tarafın teslim almaktan imtina ettiğini, söz konusu ürün özel üretim olup piyasada satışının da pek mümkün olmadığını ve bu nedenle müvekkilinin mağdur olduğunu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin kesinleştiğini ve ürünün bedelinin daha önce satışı yapılan başka bir fatura...
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/3343 KARAR NO: 2021/2389 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 10/09/2021 NUMARASI: 2021/538 Esas, 2021/689 Karar DAVANIN KONUSU: Tevdi mahalli tayini KARAR TARİHİ: 15/12/2021 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, müvekkilinin 10/03/2020 tarihli Sipariş ve Teklif Formu ile karşı tarafça siparişi verilen 764 kg G80 Çelik Q&T 6x27x9 mm Uzun Baklalı Zincir 1050 m adlı ve KDV dahil 12.080,37 TL bedelli malzemeyi ürettiğini, teslime hazır olduğunu 2020 yılı Mart ayı sonundan bu yana karşı tarafa bildirmiş olmasına rağmen karşı tarafın teslim almaktan imtina ettiğini, söz konusu ürün özel üretim olup piyasada satışının da pek mümkün olmadığını ve bu nedenle müvekkilinin mağdur olduğunu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin kesinleştiğini ve ürünün bedelinin daha önce satışı yapılan başka bir fatura bedeli ile birlikte tahsil edildiğini, ancak ürünün halen teslim alınmadığını, ihtarname gönderilmesine rağmen tevdi yerinin bildirilmediğini, TBK 106.m. uyarınca karşı tarafın temerrüde düştüğünü ve TBK 107.m. uyarınca müvekkilinin tevdi yerinin belirlenmesini talep edebileceğini ileri sürerek, talebe konu ürün için tevdi yeri belirlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, talep edenin beyanda, karşı tarafla akdi ilişkinin kurulduğunu, kendilerine özel sipariş edilen mamülleri imal ettiği bedelini de karşı taraftan aldığını fakat karşı tarafa malları teslim edemediğini beyan ettiği, tevdi mahalli için alacaklının şüpheli olmasının ve kim olduğunun tam anlaşılamamasının gerekli olduğu, talep edenin akdi ilişkiye girdiği tarafın belli olduğu, somut uyuşmazlıkta talep eden şirketin talebinin kabulü için önelikli olarak alacaklı olduğunu ispat etmesinin ve devamında borçlunun temerrüde düşürüldüğünün ispatlanmasının gerektiği, dosyaya sunulu teklif formunun talep edenin alacaklılık sıfatına delil teşkil etmediği, buna göre talep edenin alacaklılık sıfatını ispat edemediği, zaten taraflar arasında bu hususta açılmış davanın mevcut olduğu, yargılamayı gerektirdiği, dolayısıyla TBK'nın 106 ve 107. Maddede belirtilen şartların oluşmadığı gerekçeleriyle talebin reddine karar verilmiştir. Talep eden vekili istinaf dilekçesinde, mahkemenin müvekkili şirketin talebinin kabulü için öncelikli olarak alacaklı olduğunu ispat etmesinin ve devamında borçlunun temerrüde düşürüldüğünün ispatlanmasının gerektiğini, dosyaya sunulu teklif formunun davacı şirketin alacaklılık sıfatını delil teşkil etmediğini, buna göre talep edenin alacaklılık sıfatını ispat edemediğini, zaten taraflar arasında bu hususta açılı davanın mevcut olduğunu belirt...