DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 30/10/2020 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, maddi hasarlı trafik kazasında kaynaklanan araç hasar ve değer kaybı tazminatına ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince; Arabuluculuğa başvurulmasına ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine, her ne kadar dosya içerisinde davalı vekilinin vekaletnamesi var ise vekaletnamenin süreli olduğu 31/12/2019 tarihine kadar geçerli olduğu, yeni bir vekaletname de sunulmadığı anlaşılmakla davalı lehine hükmedilmemesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme tarafından isabetle, dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın...
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 40. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2020/2286 KARAR NO: 2020/4146 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/07/2020 NUMARASI: 2020/406 Esas - 2020/458 Karar DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 30/10/2020 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, maddi hasarlı trafik kazasında kaynaklanan araç hasar ve değer kaybı tazminatına ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince; Arabuluculuğa başvurulmasına ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine, her ne kadar dosya içerisinde davalı vekilinin vekaletnamesi var ise vekaletnamenin süreli olduğu 31/12/2019 tarihine kadar geçerli olduğu, yeni bir vekaletname de sunulmadığı anlaşılmakla davalı lehine hükmedilmemesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme tarafından isabetle, dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiğini ancak müvekkili şirketin vekille temsil edildiği ve dosyada vekaletnamesi bulunduğu halde, vekaletnamesinin süresinin dolduğu gerekçesiyle vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, oysa ki istinaf başvurusuna konu mahkeme kararının vekile tebliğ edildiğini ve dolayısıyla karardan sonra dahi bütün usuli işlemlerin vekil üzerinden yapıldığını ve bu durumun açık çelişki doğurduğunu, Yargıtayın yerleşik içtihatları doğrultusunda, vekalet süresinin dolmuş olması halinde dahi, yeni vekalet sunulması ve şirketin temsilinin sağlanması için dosyadan gerekli tebligatların yapılmadığını ve bu durumun müvekkilinin savunma hakkını kısıtladığını, dolayısıyla Yerel Mahkeme kararında vekalet ücretine hükmedilmemesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, Mahkeme kararının incelenerek müvekkili şirket lehine vekalet ücretine hükmedilmesine, kararın bunun dışında kalan kısmının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir. HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Somut uyuşmazlıkta, davalı tarafın kendisini vekille temsil ettirdiği sabittir. İlk Derece Mahkemesince her ne kadar vekaletnamenin süreli ve 31/12/2019 tarihine kadar geçerli olduğu, yeni bir vekaletname sunulmadığı gerekçesiyle davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş ise de, kararın verildiği tarihte vekaletnamenin süresinin sona ermiş olması, davalı lehine vekalet ücreti verilmemesini gerektirmez. Başka bir deyişle davanın usulden reddine karar verilmesiyle birlikte, AAÜT gereğince davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yukarıda açıklanan gerekçeyle vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru olmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusundaki iddia ve itiraz yerinde görülmüştür. Bu bağlamda; HMK'...