DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 07/02/2019 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, davalıların, dava dışı şirket tarafından imzalanan genel kredi sözleşmesini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, dava dışı şirkete kullandırılan teminat mektubunun tazmin edildiğini, bunun üzerine sözleşmenin kat edilerek davalılara ihtarname gönderildiğini, ancak davalıların ihtarnameye rağmen borçlarını ödemediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin davalıların haksız itirazı sonucu durduğunu belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar, takibin haksız olduğunu, takiplerin...
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2017/5600 Esas KARAR NO : 2019/259 MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/05/2017 NUMARASI : 2016/1245 2017/502 DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 07/02/2019 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, davalıların, dava dışı şirket tarafından imzalanan genel kredi sözleşmesini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, dava dışı şirkete kullandırılan teminat mektubunun tazmin edildiğini, bunun üzerine sözleşmenin kat edilerek davalılara ihtarname gönderildiğini, ancak davalıların ihtarnameye rağmen borçlarını ödemediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin davalıların haksız itirazı sonucu durduğunu belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar, takibin haksız olduğunu, takiplerin zamanaşımına uğradığını, borcun asıl miktarının 5.000,00 TL olduğunu, borcun doğumundan zamanaşımı süresi dolana kadar taraflarına tebliğ edilmiş ödeme emri bulunmadığını, borcun 2000 yılında doğduğunu, aradan 17 yıl geçtiğini, takip ve borcun zamanaşımına uğradığını, lehlerine %20 oranında tazminata hükmedilmesi gerektiğini bildirerek davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece, davalıların gerek icra takibine itirazlarında, gerek davaya cevaplarında alacağın zamanaşımına uğradığını savundukları, 5411 Sayılı Kanunun 141.maddesinde fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğunun düzenlendiği, 5411 Sayılı Kanunun geçici 13.maddesinde tasfiye halinde ... Bankası alacakları için uygulanacak hükümlerin hangileri olduğunun belirtildiği, bu maddeden 5411 Sayılı Kanunun 141.maddesinin geçmediği, 20 yıllık zamanaşımı süresinin dayanağının 5020 Sayılı Yasa ile 4389 Sayılı Yasaya eklenen ek-5.madde olduğu, ek 5.maddenin Anayasa Mahkemesi kararıyla 2009 yılında iptal edildiği, yine aynı kanunun 15/a maddesinde hazine alacağının tanımlandığı, dava konusu alacağın hazine alacağı da olmadığı, 15/a maddesinde banka kaynaklarının banka hakim ortakları veya yöneticileri ya da müdürleri tarafından kullanılması suretiyle bir takım tasarruflarda bulunulması halinde bu alacakların hazine alacağı olarak belirtildiği, dolayısıyla genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptaline ilişkin bu davada dava konusu alacağın hazine alacağı olarak kabul edilemeyeceği, buna göre 20 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanmasının mümkün olmadığı, alacağın 818 Sayılı BK'nun 125 ve 6098 Sayılı TBK'nun 146.maddesinde belirtildiği üzere 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, alacağın hesap kat ihtarıyla muaccel hale geldiği, kat ihtarnamesinin 10/05/2001 tarihli olduğu, icra takibinin ...