Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 15.02.2017 tarih ve 2014/1210 E- 2017/153 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin reddine-kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nce verilen 23.03.2020 tarih ve 2017/3094 E- 2020/762 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 08.03.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup...
11. Hukuk Dairesi 2020/5266 E. , 2022/1681 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 15.02.2017 tarih ve 2014/1210 E- 2017/153 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin reddine-kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nce verilen 23.03.2020 tarih ve 2017/3094 E- 2020/762 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 08.03.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı Bankada müvekkilinin TL, Euro ve USD hesapları bulunduğunu, şube müdürü olan diğer borçlunun bu hesaplardaki paraları sahte imzalı dekontlar ve hileli işlemlerle zimmetine geçirdiğini, alacağın tahsili için başlatılan takibe davalı banka itirazının haksız olduğunu, müvekkili ile birlikte daha bir çok mudinin hesaplarında da benzer nitelikteki eylemlerin ceza dosyasına sunulan raporda tespit edildiğini, ilgilinin yaptığı eylemleri ikrar ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini, icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, şube müdürü hakkındaki şikayet üzerine teftiş kurulunca yapılan soruşturma sonucu haklı bulunan müşterilere ödeme yapıldığını, davacının işlemlerinin incelenmesinde ise bu hesaplardan davacının yakın akrabalarına, aile üyelerine, aile şirketlerine para gönderildiğini, bu kişilerin hesaplara itiraz etmediğini, iadeyi gerçekleştirmediğini, bu durumda salt sahte imza sebebiyle müvekkilinin sorumluluğuna gidilemeyeceğini, müşterinin müdür ile yakın ilişkisi sebebiyle şubeye gelmeden diğer borçlu aracılığıyla işlem yapılmasını alışkanlık haline getirdiğini, davacının bu işlemlere uzun süre sonra itiraz ettiğini, işlemlerin uzun süre fark edilmemesinin hayatın olağan akışına aykırılık taşıdığını, davacının yine bir takım imza uyumsuzluğu bulunan işlemlere itiraz etmeyip bir kısmına itiraz ettiğini, davacının tüm işlemlerden haberdar olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın eski müdürü tarafından davacının davalı bankadaki hesaplarından usulsüz, sahte imza ile bilirkişi tarafından yapılan miktarda para çekildiği, güven kurumu olan bankanın müşterisine karşı zararı gidermekle yükümlü olduğu, davalı banka çalışanının kusurlu ve hukuka aykırı eylemi ile davacının zararı arasında illiyet bağı bulunduğu, davalı bankanın istihdam ettiği...