Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Ceza muhakemesinin amacının hukuken geçerli kanıtlarla hiç bir duraksamaya yer vermeden maddi gerçeğin ortaya çıkarılması olması ve temyiz kanun yolundaki hukuki denetimin maddi gerçeğin tespitinde muhakeme ve mantık kurallarına, bilimsel gerçeklik ve bulgulara uyulup uyulmadığını da kapsadığı gözetilerek yapılan incelemede, İlk derece mahkemesince atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle sanığın beraatine dair karar verildiği, kararın istinaf edilmesi sonucu, Bölge Adliye Mahkmesince, istinaf başvurusunun kabulü ile sanığın mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmaktadır. 28/02/2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı kanun ile yeniden düzenlenen CMK'nun 286/2-d uyarınca ilk...
12. Hukuk Dairesi 2021/9713 E. , 2022/4105 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Ticareti usulüne aykırı terk etmek HÜKÜM : Mahkumiyet
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Ceza muhakemesinin amacının hukuken geçerli kanıtlarla hiç bir duraksamaya yer vermeden maddi gerçeğin ortaya çıkarılması olması ve temyiz kanun yolundaki hukuki denetimin maddi gerçeğin tespitinde muhakeme ve mantık kurallarına, bilimsel gerçeklik ve bulgulara uyulup uyulmadığını da kapsadığı gözetilerek yapılan incelemede, İlk derece mahkemesince atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle sanığın beraatine dair karar verildiği, kararın istinaf edilmesi sonucu, Bölge Adliye Mahkmesince, istinaf başvurusunun kabulü ile sanığın mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmaktadır. 28/02/2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı kanun ile yeniden düzenlenen CMK'nun 286/2-d uyarınca ilk defa bölge adliye mahkemesince mahkumiyet kararı verildiğinden kararın temyizi kabil olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/83473 nolu tebliğnamesindeki ; 5237 sayılı TCK'nun 7. ve 5271 sayılı CMKnun 251. maddeleri uyarınca dosyanın Basit Yargılama Usulü yönünden değerlendirilmesi hususundaki bozma görüşüne ilişkin yapılan incelemede; Cebri icra hukuku maddi hukuktan kaynaklanan taleplerin devlet kuvveti ile zor kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesini sağlayan bir hukuk dalıdır ve borçlarını, zamanında ve rızaları ile yerine getirmeyen borçlulara karşı; alacaklıların, devlet kuvvetinin yardımı ile alacaklarına nasıl kavuşacağını düzenler. Alacaklı, özel hukuktan doğan hak ve alacağını, devlet adına üstün devlet gücünü kullanmaya yetkili İcra ve İflas Daireleri aracılığı ile alabilir. İcra dairesi, kişilerin özel hukuktan doğan alacaklarını tahsile çalışırken üstün devlet gücünü kullanmakta ve borçluların hak ve özgürlük alanına müdahale etmektedir. İcra dairesi, bir yandan özel hukuktan doğan hakların elde edilmesine yönelirken, bu yönelme işlemini kamu hukukunun araçlarıyla, kamusal gücün kullanılması ile yerine getirmektedir. İcra hukukunun amacı, cebri icra organlarının yardımıyla alacaklının ihlal edilen hakkına kavuşturulmasıdır. Alacağın tahsili ile birlikte toplumsal barışı, hukuk düzenini de sağlar.İcra Müdürlüğü işlemlerinin nihai hedefi kamu yararıdır. Tüm icra işlemleri, her ne kadar kişilerin özel hukuktan doğan alacakları almaya yönelik olsa da sonuçta hedef devlet otoritesini sağlamak ve bu vesileyle toplumda huzur ve barışı sağlamaktır. Cebri icra hukuku zor kullanma yetkisini sadece devlete tanımıştır. Alacaklının alacağına kavuşması için devlet, cebri icra organlarınca (icra dairesince) borçlunun mallarına el koyar, bu mallar satılır ve elde edilen para ile alacaklının alacağı ödenir. Kural olarak cebri icranın konusu borçlunun şahsı değil, malvar...