Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen menfi tespit davasının reddine dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen kararın, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: YARGITAY KARARI Davacı; davalının avukatın, vekil olarak takip ettiği dava ve takip dosyalarındaki vekalet ücretlerinin tahsiline yönelik aleyhine haksız olarak takip başlattığını, dava ve icra dosyalarının takibinde hata edilmesi ve zarara uğraması nedeniyle davalının haklı nedenle azledildiğini ileri sürerek; İstanbul 37. İcra Dairesinin 2020/4234 Esas sayılı dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davalının kötü niyet tazminatına mahkum...
3. Hukuk Dairesi 2021/9071 E. , 2022/2928 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 19. HUKUK DAİRESİ İLK DERECE MAHKEMESİ : İSTANBUL 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen menfi tespit davasının reddine dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen kararın, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: YARGITAY KARARI Davacı; davalının avukatın, vekil olarak takip ettiği dava ve takip dosyalarındaki vekalet ücretlerinin tahsiline yönelik aleyhine haksız olarak takip başlattığını, dava ve icra dosyalarının takibinde hata edilmesi ve zarara uğraması nedeniyle davalının haklı nedenle azledildiğini ileri sürerek; İstanbul 37. İcra Dairesinin 2020/4234 Esas sayılı dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. Davalı; vekalet ücreti alacağına ilişkin İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/214 Esas sayılı dosyasında davacı aleyhine dava açtığını davacının işbu davada hukuki yararı bulunmadığını, azlin de haklı olmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir. İlk derece mahkemesince; davalı tarafından açılan alacak davasından sonra açılan menfi tespit davasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bölge adliye mahkemesince; tarafları aynı olan İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/214 Esas sayılı derdest alacak davasında, azil nedeniyle avukatın vekalet ücret alacağı olup olmadığının araştırılacağı, işbu davanın konusunun da aynı olduğu, ilk derece mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2011/10-642 E., 2012/38 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, medeni usul hukukunda hukuki yarar, mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için davacının bu davayı açmakta (veya mahkemeden hukuksal korunma istemekte) bir çıkarının bulunmasıdır. Bu çıkarın da karar verilene kadar sürmesi gerekir. Davacının dava açmakta hukuk tarafından haklı bulunan (korunan) bir yararı olmalı, hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalı ve davacı mahkemeyi gereksiz yere uğraştırmamalıdır. Hukuk Genel Kurulunun 24/06/1992 tarihli ve 1992/1-347 E., 1992/396 K. ve 30/05/2001 tarihli ve 2001/14-443 E., 2001/458 K. sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, buna hukuki korunma (himaye) ihtiyacı da denir (Rechts-schutzbedürfnis). Mahkemelerden hukuki himaye istenmesinde, himayeye değer bir yarar olmalıdır. 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhake...