Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan tahliye davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, işyeri ihtiyacı nedeniyle kiralananın tahliyesine ilişkindir. Mahkemece kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalının kiralananda 15.03.1999 tarihli sözleşme ile kiracı olduğunu, müvekkilesinin eşi Süleyman'ın halen kirada mobilya imalat-tamirat işleri yaptığını, ancak gerek yaşlanması, gerek imalat sırasında çıkan gürültülerden dolayı rahatsız olan diğer kat maliklerinin baskılarından dolayı bu işi bırakıp kiralananda mobilya aksesuarı ve kapı kollan satış işini yapmak istediğini, daha önce işyeri ihtiyacı nedeniyle davalı hakkında tahliye davası açılmış ise de, yapılacak iş...
6. Hukuk Dairesi 2009/12830 E., 2010/2855 K.
6. Hukuk Dairesi 2009/12830 E., 2010/2855 K.
İHTİYAÇ NEDENİYLE TAHLİYE
KESİN HÜKÜM
1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 237 ]
6570 S. GAYRİMENKUL KİRALARI HAKKINDA KANUN [ Madde 7 ]
"İçtihat Metni"
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan tahliye davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, işyeri ihtiyacı nedeniyle kiralananın tahliyesine ilişkindir.
Mahkemece kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalının kiralananda 15.03.1999 tarihli sözleşme ile kiracı olduğunu, müvekkilesinin eşi Süleyman'ın halen kirada mobilya imalat-tamirat işleri yaptığını, ancak gerek yaşlanması, gerek imalat sırasında çıkan gürültülerden dolayı rahatsız olan diğer kat maliklerinin baskılarından dolayı bu işi bırakıp kiralananda mobilya aksesuarı ve kapı kollan satış işini yapmak istediğini, daha önce işyeri ihtiyacı nedeniyle davalı hakkında tahliye davası açılmış ise de, yapılacak iş sehven nalburiye olarak belirtildiğinden ve keşfen kiralananın yapılacak işe uygun olmadığı sap-tandığından o davanın ret edilip kesinleştiğini, ayrıca yine o davada kiralananda kapı kolu, hırdavat satış işi yapılabileceği anlaşıldığından bu davanın açıldığını belirterek, davalının kiralanandan tahliyesini talep etmiştir. Davalı, kiralananda 15.03.1990 tarihinden beri kiracı olduğunu, bu zamana kadar kira paralarını düzenli şekilde ödediğini, bazı yıllarda kira parasını düşük bulan davacının ihtarname göndererek bu yere ihtiyacı olduğunu ileri sürdüğünü, ancak kira parasının artırılması üzerine dava açmaktan vazgeçtiğini, davacının ihtiyaçlı eşinin halen mobilya imalat işini sürdürdüğünü, daha önce açılan dava da ret edilmiş olduğundan yeni bir dava açamayacağını, ihtiyacın samimi olmadığını, otuz-kırk yıldır mobilya imalatı yapan bir esnafın oturmuş işini bozarak bilmediği bir işe dönmesinin kabul edilemeyeceğini, kiralananın yapılacak işe de uygun olmadığını belirterek, davanın reddine karar vermesini savunmuştur.
Kesin hüküm bir dava şartı olup, kamu düzenine ilişkindir. Buna göre bir dava karara bağlanıp verilen hüküm kesinleştikten sonra aynı taraflar arasında, aynı konuda, aynı hukuki sebebe dayanılarak yeni bir dava açılamaz. Açılması halinde, ikinci dava kesin hüküm nedeniyle esasa girilmeden dava şartı yokluğu nedeniyle reddedilir. Bir başka deyişle, bir davanın konusunu oluşturan uyuşmazlığın kesin bir hükümle çözülmüş olması halinde, mahkemece yeniden inceleme konusu yapılmaz. Kesin hükümden söz edebilmek için biri kesinleşmiş tarafları, konusu ve sebebi aynı olan iki davanın varlığı gerekir.
Olayımıza gelince; davada dayanılan ve hükme esas alınan 15.03.1999 başlangıç tarihli ve iki yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kiracılık ilişki...